26 Ağustos 2015 Çarşamba

Yaşa

Sen yeter ki yaşa, doğuda batıda sağlıklı ol da sonuna kadar yaşamak anlamı neyse sende, onları hep yaşa.
ama ben bir gün ölücem sen yine yaşa. sevdiklerin ölecekler sen yine yaşa.
seni sevenler ölecekler sen yine yaşa.
ama yaşatmaya çalışma, yaşa.
çünkü sadece sen yaşıyormuşsun gibi yaşa.
sadece sen yaşamalıydın gibi 
ve bir sana ölüm yokmuş gibi yaşa 
ve unut yaşanılanları 
yaşayanlarını öldür hep yaşamında 
tüm fikirler duygular inançlar da ölsün ki yalnız yine hep sen yaşa..

11 Temmuz 2015 Cumartesi

Enstantinitantan


    Kıble vision

    Fisheye 

   Shakespeare (makro lens)

    Hamlet (macro)

   çıkmak kolay değil bazı karanlıktan

   Yüzde yüz kedi
 
    Ne anlarsan.
    
    Light refraction

13 Haziran 2014 Cuma

The Last Of The Mohicans

30 Mayıs 2014 Cuma

orkestra

soma yardım konserimizden bi iki bişey paylaşmak istedim. mimar sinan üniversitesi güzel sanatlarda güzel bi akşam geçirdik umarım dinleyenler de zevk almışlardır. konser kayıtları elimde yok malesef gece ışıksız bir vaziyette performans sunduğumuz için. dinlemek isteyenlere bende bi iki prova kaydı göndermek istedim ..bu geceye katkı sağlayan tüm arkadaşlarıma konuklara ve hocama teşekkürler..















11 Aralık 2013 Çarşamba

yollar benim umudumdur yolları kapatmayın...


15 Eylül 2013 Pazar

nokta biter, söz düşer

belkide zaman öldürdü yazımı
o, değil
biliyordum ki artık ölmüştü harf
çürümüştü nokta
küflenmişti gözyaşının aktığı yanaklar
çünkü silinmez ki sağda solda
kururken yanaklarında son hatırası olsun istersin
oysa hatıralar zaten çok kalabalıktı
mesela o dururken sadece orda
parmakları ne de işlevsizmiş, unutamazsın
bir göz yaşını silemediyse eğer
parmakları körmüş, özürlüymüş, engelliymiş
başka ne işlere yaradığı hiç umrumda olmadı
dokunmadı,o artık dokunarakta okuyamazdı
oysa izler vardı kalbimde
hem akıttı, müsrifti
hem silmedi, pişkindi
en acıya boğulmuşu göz yaşımın
en duramayanı yerinde , hiperaktif o gözyaşı
aktıı akttııı
söz de bir gözyaşıydı
o da aktıı akttııı
tuzluydu yine yaktı gözlerimi kelimeler
yine bir yol var yanaktan aşşağısı
gırtlağa kadar mı ?
battık diye mi  ?
yoksa nefes alamayan sadrını mı suluyordu
ıslatıyordu ama kendine gelmiyordu

bunca zaman silmedi harflerimi yanaklarımdan
silemez kimsenin derdini harflerinden
ve silinmeyecek dertleri yazacak kendi yanaklarına
alnında yer tükenmişti çünkü
yer kalmamıştı yaptıklarından karalıklara
sıçrayacaktı yanaklarına
gülücükleri bitmişti
yalandı
çünkü gülerken bile ağlayamadı

harf nereye gitti  kelimeler bekliyor oysa
bitmeden yazılar harflerin gitmesi
kaybetmesi noktaları
öldürmesi sonları
sonu olmayan bir son
noktasızca ölümden sonrasına uzanan
bitmedi
adaletsizlikSEN!
terazi vermeye geldiğimde
'tartiyim mi abi' diyeceğim ?

HHarafta kaldım harfsizce
belkide nokta bitti
satın alacağım noktacı nerede ?
kaça kilosu?
ya da tane tane mi ?
yoksa kamyonla getirip kapıma mı dökecek noktaları ?
gel anlaşalım, sen bana nokta ver, ben sana
(  [
henüz hala bitmemiş açık parantezler vereyim
içini sen doldur, sen kapat ve git
çok seversin önce kalkmayı, önce gittim sanmayı
halbuki geleceğin ve varacağın yeri henüz bilmiyordun
birgün terkettiğin geçmişe gelmek zorunda kalacaktın
inanmazsan, git mizanına sor

28 Mayıs 2013 Salı

KÖRLER KÜTÜPHANESİ SUNUMUM

KÜRESEL ISINMA TEHDİTİ SUNUMUM

12 Eylül 2012 Çarşamba

içimdeki zaviye

4 dizelik murabbalarımı dize dize sayfalarıma
kaç nazım eder
nazıma katlanan içinde köşesinde
çokça mongol bi kaç mantalitemin
cenk ile mücadelesinde kaç boğum hikayesi var aslında.
sübyan gibi ezik cümlelerin kan akıtamadığı mürekkebi
cam içinde kalmış bi fanusta kendine kalınca
abkeşlerin tekkelere çektiği suyu gibi safca gelmiyor tekrar okunduğunda
abrizcilerin suyu döktüğünde abdesthaneye
onlar gibi sevap satır suyu akıtıyor değil her defasında
kimdir kethüdası kalemlerin, hoşça gelen sözlerin
esamesi okunmaz mir-i bendimin onları bulmadıkça
agah toplumlara düşemedim de
bir başıma segah çaldıkça ciğerimden akorsuz
üşütmedim değil mi ben anlamlarımı, hala mı üşütmedim ?

31 Mart 2012 Cumartesi

Argo mahallesine düştüm





     Çamaşırların evden karşıki eve asıldığı bi mahallede olsam, yan komşum Ermeni olsa, üstte Türkçesi bozuk tatlı yaşlı bi Rum kadın yaşasa, evin sahibi olsa. Ahşap ve kiremit, köhne mümkünse rutubet kokulu bi ev olsa. Mutfak tezgahımın alt tarafı dolap değil perdeden olsa. Tavaların yanında maşrafalar dizili yersizlikten mesela. Davul fırının yine arıza yapıp böreği yaktığı bi mutfak. Evimin tek odalı salonunda yatak yerine döşek ve divanlar, eskiciden kalma turuncu küçük televizyonum 2 darbemle uyanan, anteni hala bi yerlere sokuşturulmuş yamuk bi çatal olan odamda, sobaların küllerini çalı süpürgesiyle faraşa dolduran üstünkörü bi temizlik esnasında ben : 'yine odun bitmiş' desem 'bu kadar odun varken hemde hayatta, mucize bu olmalı' desem aslında.
     Kapı mandalını gıcırdatarak açsam .Beni merdiven boşluğunda görünce '3 aydır kiramı ödemiyorsun, seni kapı önüne koycam' diye rutin tehditini etse o. 'Rum karısı işte' desem içimden ötekileştirsem onu hemen ve dinlemesem yine çok konuşmasını. Çıksam bahçeye, sigaraya cigara desem içimden. Hatta 'bi cigara yakayım desem'. Cigarayı içen bi kadın olup o an onla nefes aldığımı sansam, harbi tiryakisi hemde, öksürük krizinde boğulanı, hırkasını omzuna almış vaziyette bahçedeki mışambadan çiçek desenli örtüsü olan masaya otururken elleri titreyerek cigarayı yakmaya bile bi iki uğraşsa daha 30unun yolundayken, sigara yakmakla bile imtihan olduğunu düşünse.
     Balkondan balkona atışan dalaşan çingene karılarını umursamasam da, yarı duvarından seyrettiğim mahallede niye hiç Türk karısı yok ve herkes bi garip bu mahallede, niye herkes garip ki peki bu mahalle ürünümde ? (herhalde bıkkınlığımmış ve kaçamayışımmış Türklerden ve normallerden) diye bilsemde bunu bile hiç düşünmesem o an, sokakta top oynayan  mahalleli ve sümüklü çocuklara bi anda kalkıp 'siktirin gidin lan, keserim o topu, kafama sıçtınız' diyen bi ağzı bozuk huysuz karı olsam, bayırdan koşa koşa kaçarak uzaklaşsalar sapanlarıyla atılan taşlarını bana isabet ettiremeyerek.
     Otursam yerime bi küçük sürahide yüzümü görsem yıllar sonra ilk defa o an. Terk edenlerin hediyelerini, yüzümdeki çizgileri sayasım gelse,sürahide mümkün olmadığını bile bile gözlerim yaşaracakken kendime üzülmeden kalksam 'herşeyin bi anlamı var' desem, 'huysuz olduğum için terk edildim oysa terk edildikçe huysuz oldum, herşeyin bi zinciri var' desem, o an felsefem rolüme fazla sert ve gerçekçi gelirdi diye anlam vermek istemesem belki kartonlar üstünde yaşayan bi ayyaş şarapçı halime de düşersem bu felsefeyi de ederim ileride der sonra çekip ayağıma mahalle terliğimi, pijamamın dizlerine kadar çekilmiş kırmızı yarım çoraplarımla baş parmağı yırtılmış kenarından fırlamış havalanan halimle, üstüne de pijamamın 5 karış yukarısında başlayan kahverengi basma eteğimin uyumsuzluğunu sevmiş olmanın umursamazlığıyla mahallenin en kılıbık erkeklerinin kahvesinin önünden geçerken 'ne bakıyon angut!' diye birine terbiye versem.
     Borçlu olsam bakkala. 'Borcunu öde, borcunu' diye eli havada çıkışarak dükkanından çıkan herife ayak ucundan başına doğru 'sen kimsin lan benle böyle konuşuyon' bakışı falan atsam sonra içine kaçsa tüm cümleleri 'Sonra verirsin abla be!' deyince Eyvallah'ı çeksem, 5 sakız kapsam, 1 plastik top ordan. deminki sümüklülere 'alın lan keratalar size çiklet ve piiilastik top, oynayın ben gelene kadar. ' desem. Kirden, pislikten, bakımsızlıktan, hovardalıktan sert - yumuşak olan saçlarını bi iki belki balici, tinerci öksüz çocuğun karıştırsam yine sert-yumuşak mizacımla. Yüzümde bi gülümseme arasalar. Fark ettiğimde ne aradıklarını, onlara vermeden (sevgiyi) kafamı çevirip devam etsem 'aramayın. Bende aradım,bulamadım. Bulunmuyor hiç o beklediğiniz sevgiler. Erken anlayın bunu bari siz.' desem içimden.
      Taşrada argom mahalleye birebir uysa yani deminki gibi sigaraya cigara; sakıza çiklet; plastike pilastik; hayata, zalim hayat; adamlara şerefsiz ve angut ya da pis herif; bana bakıp kapı önünde oturan mahallenin 2 güzel genç kızının çekirdek çitlerken ki dedikodularının malzemeleri olduğumu anladığımda da 'kaltaklar' kelimesini kullansam ya da 'afişteler' ya da ağzımda doldura doldura 'kahpeler'. En kıskandığım hayatta onlar diye, mahalle delikanlısı taksici Kamili bile ayartabiliyorlar her gece diye, doldursam ve boşaltsam ağzımı öylece işte.Ne kursam bu argo sözlükten seçsem http://www.argosozluk.org/

Çeksem gitsem o darlıkta, yoklukta, yoksunlukta, kimsesizlikte. Gece kondu mahallesinin en afilli boğaz köprüsü manzarası keyfini tirbününden sürmeye tepelerin. Gazete bulsam sersem tepedeki çimene oturupta seslensem sonra var gücümle içimden dışıma yine yansımayan koca bi isyanla. 'Ulan istanbul! ulann beni metrapolde her imkanla yaşayan kızın beyninden bu çöplük mahalledeki hayale atan sen! Seni birgün yenecem, bende bi otel, bi saray, bi köşk hayaline bi gün yerleşecem' desem ve.. Kendimi bu hayalimdeki halime düşüren şu yaşamındaki kendime bi sövsem ulaaan!




Blog List

Foto imzalarım

kontrol amiri