1 Ağustos 2010 Pazar

klav-ye daha doymazsan beni yeah!

herşeyde anlıyorumda bir seni sende anlamıyorum ya bir bilgisayarın tuşlarında anladım dünde seni control c ile kopyaladık durduk hafızamızı hep yapıştırdık geçmişi yeni temiz sayfalarımıza delete'le sildik geçmişimizi kimi zaman caps lockumuz açık kaldı, biz büyüdük. kimi zaman caps lock kapalıydı birilerinin yada birbirimizin gözünde sürekli küçüldük. bi kaç yön var gidilecek yaşamımızda ya sağdır ya sol.biliyorsun işte burada hep zıt yönlere basmıştık. yada yukarı çıkarsın yahut bir iniş yaşarsın okları takip ederken dikkat edeceksin nereye varmak istediğine göre önce karar biçeceksin. ben hepsine birden bastım bi gün merak ettim neresidir olacağım yer diye 4 yöne bassamda yine ileri yönünde gidiyordu yaşam hızla zaman gibi akıyordu adeta. space ile koca boşluklar yaratırsın dünyamıza uzay gibi adından ötürü boş evrenler bu defa parmak ucumda değilde ayağımın altında hissedilir kadar hissedilmez bişeydir o boşluk. parantez tuşlarını sevmiyorum içiçe olmayı sevmediğim gibi kimseyle. ve noktalar güzeldir ünlemdeki dikkat diyeni hariçse tabi print screense son yüz ifadeni hafızama aldı şimdi ise silemiyor herşey errorlarda takılı kaldı.. yazan mı? hayatının inT.ELL işlemcisi..

18 Temmuz 2010 Pazar

konuşan çerçevelerimde konuşan çerÇEVRE(M)dekiler

bazen ben kendimi hatalı hissederken resmine baktığımda sinirli olurdun gülerken ki resminde bile asılırdı dudağından görünen küçük dilinin suratı bile,suçlusun sen derdin bazen ben kadar ağlardın sanki o kahkaha atarken ki resimden bile ki üzülürdüm gülerkenki gizemli hüznüne seni teselli edesim gelirdi bazen küsmüş gibi kalakalırdın saatlerce değişmeyen bir ifade ile küstün mü derdim niye böylesin değiş derdim, ben seni değişirken görmek isterdim daha çok odaklanmaya çalışırdım o yüzden resmine şaşı baksam resmine şaşır mıydım,bi gün konuşur muydun ya yok olmadı değişmedin aslında sen resminde bile değişmedin. resminde değişmen mi özünde değişmen mi zordu daha fazla ölçmedim ikisinin imkansızlık eşitliğini gülüyordun bana kahkahanda alay ediyordun aslında en baştaki gibi en sondaki gibi çok çirkin gülüyordun artık ve hep ama. o inci dişlerin sarıymış meğer.ağzın salyalar akıtıyormuş,kaşların birleşik miymiş gözlerin çapaklı,saçların kırık,alnın çok çizgili,burnun temiz değil,sakalların batıcı,gözlerinde fer yok,dudakların beyaz. demir eksikliğin mi varmış.bacakların çok uzunmuş,gövdense kısaymış..terliymişsin bile.bir kötü koku bile geliyor burnuma bakınca. kulaklarımı tıkıyasım geliyordu dayanılmayacak sessizlikte kötü yankılanan cızırtılı kahkahalı görüntülerine. çirkinleştin sen. ve ben senin resmine döktüğüm göz yaşlarıyla resmini eskitiyordum ya hani kendi gençliğimle beraber aşınıp resimden kaybolacak yüzünün gününü bekliyordum. yüzsüz olduğun için asıl fotoğrafına bu raddeden sonra bir çerçeve bakmak istiyordum. sende ağla benle diye gözlerinin altına iki göz yaşımı akıtıyordum da konduruyordum duyarlı halini çiziyordum ya bir gazetedeki bulmaca köşesindeki bayan ünlüye bıyık çizmek gibi yakışmayacak kişiye bir hal yakıştırma eylemlerimiymiş bu. inandırmak için kendimi birşeylere tüm bunları yapıyordum işte ve uyandırmak için kendimi tüm bunları kendi kendime yaptığımı yazıyordum işte bazen bir süre sora bakmakta acı gelmiyormuş cismine bazen bakmakta tatlı gelmediği gibi,tatsızsın artık.. yada manalı bakmıyormuşsun aslında belki körmüşsün bile bakmıyormuşsun zaten gözlerin yokmuş onu gördüm. zaman manaları öldüren en büyük tek manalı ebedi şeymiş, bir tek bu konuda konuşuyormuşsun aslında bir tek edebiyat tüccarı olmamı sağlıyormuş resmin bazen ilham veriyormuşsun bazende tümden ilhamımı alıp satıyormuşsun.. her seferinde aynı şeyi söylüyormuşsun kocaman hiçliğini anlatıyormuşsun yokluğunu sadece resimdeki varlığınla kanıtlıyormuşsun sadece bir resimim diyormuşsun.varım diye bağıracak bir ses desibelin bile yokmuş.neden öyle duyuyordum bunca zaman peki? -yokum diyormuşsunn yokum bu o yüzden sana ancak resimden bakıyorum. peki anladım seni resim ve cisim..anladım ama şimdi geç mi oldu saat? -yok hala erkendir anlayamayışın ölmeden,belki yine çaban olacak anlayamamaktan anlamaya geçmek için bile daha çok erken çünkü yine anladım sanan sen resimdekinin cep saatini sormuşsun. orda saat hep iki evet resimde yani,sorduğum sorunun cevabı tutsun diye aslında bana saati söylüyorsun diye konuşuyorsun orda benle yine de diye hep ikide soruyorum sana saati. ben delirdim mi sence..yok fotondan konuşsan delirirdim ama henüz hala delirtemedin beni. en çirkin halinle bile bir gün beni fotoğrafından dahi olsa delirtmeni bekliyor olacağım.iyi geceler diyorsun şimdi sanki gözlerin süzülmüş resimde.beni artık dinleyemiyorsun.o halde tamam yine uyuma vaktimiz geldi.sanada iyi geceler boş çerçevemm. yazan;ağır bi metanE.T.

6 Mayıs 2010 Perşembe

d.alış,k.alış,ç.alış,s.alış (bazı fiillerden sonra hep sonunda buna da alış diyorlar.)

önce alıştım varlığına sonra alıştırdın yok olmuş var görünen haline sonra tamamen yok oldunda öldüğüne alıştım alışmalar arasında çalışmalarda iken ben, şimdi geldin mi yine varlığıma alış diyeceksin sen.. ve bu döngü böyle sürecek.. Allahtan bu döngüye de alıştım ölürken ben sen herhangi bişeyime alıştın mı ki hiç daha önce şimdi öldüğümü yadırgamadan,zorlanmadan öldüğüme alışacaksın he? sen şanslıymışsın..

4 Nisan 2010 Pazar

dedi-kodu dELYkondu..

dedi-kodu denen şey birinin içinden atmaya çalıştığı gocuuuman nükreal yüklü bir zararlı enerjidir evvela.amansız ve acımasız gerçekler barındırır ilk evresinde sora başkalarından eklenen katma değer vergileri ile acımasızlığın katları konusunda çarpılmada hız kazanacaktır.muhtamelen birilerinin duyunca üzüleceği hissi veren bu gerçekler 'aman zımbatın kulağına gitmesin' mantığı ile gerçek üstü karika-türlü bir insana anlatılagelir.nitekim o vakitten sora bir anda kaçak bir dedikondu kısmının ilk katının inşaası tamamlanmıştır. kelime başka bir kısımdan da hecelerini bölerse asıl manaya erişebilir. kari-katür.(nitekim dedikoduyu sadece karı kısmının yaptığını öngeren kahvedeki çay içim insanının istisnasız tüm gününü siyaset belgesel kültürel ve sanat bale ve opera konularına ayırdığı aşikar olan öbür bir cins için) haberi duyunca üzülecek kimsenin duymaması için gerçekten çok çaba harcanacakmış gibi bir çalışkanlık vardır görünürde ki gerçekten o kadar çalışırlar ki o hariç herkes o gerçeği duyabilir. dedekondu masalları son evreye büyük ihtimalle birinin kırdığı pot sayesinde ulaşır.gerçeği duyan kimsenin böğrüne bir şey konar ama barbar konan birazda konduran olmak istemiyle bu evreden sonra dedikodunun kaynağını aramaktadır.foyasının meydane çıktığını anlayan dedikodu peşmergesi gerilla taktiklerini şimdi tiyatro ile sıvazlayacaktır.. -aşkonsun sömsöreyyaa ben sana kırıldım hakkımda şöle böle demişin.. -sana kkaşkolsun asıl benim ağzım var dilim yok ayol..görmüyon mu önümde asılı yazıyı dilsizdir yardım eyleyin..hem kimmiş o ortalığı karıştıran bakim kim söledi sana benim bişey söylediğimi derken dedikodu kimsesi de hıncını alacağı karikatürümtürümsürünsüyü aramaktadır.işte lafın böylelikle kimden çıkmış olduğu bu soru ile tespit edildi emin olun. bu baştaki enerji böyle dağılır insanlığa ve rahatlanır herkesin birbirine girme evresinde ay ben onu demedim,ben şunu demedim sen ona bunu niye dedin niye yetiştirdin sen beni yanlış anladın sen beni bilirsin zaten ben öyle insan mıyım,hem ben niye diyim ki beni ne ilgilendirir ki,..senin iyiliğin için söylenmedi senin iyiliğin için gizlendi senin iyiliğin için söylendi dostunum diye ağzımdan çıkıverdi falandı filandı herkes yardım panayırına açtığı dedikodusu ile sevap hanelerine bir yanına bol sıfırlı hane atma peşinde sanırsam ki.bu dillerine kanat takmış meleklere çene bazında yetişemiyorum doğrusu artık güvenilmez insanları anlamıştır enerji sahibesi fakat o enerjiyi içinde tutabilmeyi öğrenememiştir ilk duyduğu haberde yine birinin üzerine bişey kusacak aman bi daha birine bişey söylersem iki olsun zaten hep ben kötü oluyorum nedense diye de cevabı bilinen bir soru sorma garipliğindedir iki kişinin bildiği bir sır değil diyorlarsa iki kişinin bilipte bilmiyormuş gibi davrandığı şeye ne denir?denebilir..denir mi ki en iyisi bişey dememek.. yine sizin sayenizde bir delelekondu,bravo..

6 Mart 2010 Cumartesi

sömür'GEN'i..

.. tek kelam etmiyeyim etmiyeyim derken bile ettim. pek lüzum yok sana, pek luzüm yok ( 2 zikredişle kelimemde ü ve u yer değişirse dikkatin dağılır mı yoksa toplanır mı denedik?) yani sözüm varken karşında ne kadar da yok? gözünde olanlarda pek gözüm yok.. paramda yok,pulumda yok..varsada hevesim yok.hevesim varsada sana yok,hevesim arsada harita yok..harita varsada bana yok.. solungaçım yok ama.. sen solundan solundan gaçtın ya hemAN bu yanımdan ..ama ben sağa ne dedim?.. sazan gibi atlayamıyorum toprağa.. dalamıyorum hayale hayaldende gerçeğe dedim mi dedim.çünkü ben zaten gerçeğin çemberindeyim kestirme denilen uzak yolu sevmedim. sezer gibi başkan olamıyorum iyiki dedim mi dedim.adımdan kaybettim bu sezgisizlikle onun gibi ferdim mi ferdim.. neferdim.. sen bana ne ferdin?ben sana ne ferdim.. sen benden ne aldın sen benden ne çaldın.. hakikatte çiroz olup adı TOMBALAK GÖBEĞİBÜYÜK olanlardan..midesini cepte taşır mide adını kulağına fısıltıyla çöp koyar sorada cebinide,çöpünüde taşırır olanlardan mıydın ne? çalıcı idin..alıcı gözle bile bakamadan.. realiste liste liste.. bir gram yok yağ ona buna. kimse yok yaa ondan haa.. yoksa art niyetli beyninde çenende durmaz.. sevmedim seni onu,bunu,kimseyi ..başta sevdimse sonunda sevmedim önemli olan sonlardı.. .. herkes kötü.herkes iyi.herkes orta işte diye. bende kötüİYİorta işte.ama bitişmiş o kelimede en azından ortası iyi olanlardan işte.. hatalısı var hatasızı var.hatadan sızısı olmayan var. yüzü kızarmayan var kırmızı yüzlü olsa bile kızaramayan var kız arasada bulamayan var.... kötü taklit yapan var.taklit denileni zaten kötü bulan var.gerçeğini anımsatıyor diye taklitle avunanı sevineni var..maskeler diyarında. bense maskları eledim..yalın yüzümü bile törpüledim.. işte bu taklit en büyük zamane taktik..zaman geçti tiktak dikkat dikkat .dik kat kat.. bu dünya evinde kaçıncı kat?..şimdide mARKAMda taklim arkaMda nefsin.. malesefsin esefsin kınanacaksın..kınalı ellerle..yada bi yerlerle.. bir kat aşşağıda yatıyorum amma herkesin başına ekşiyorum geldim bide kendim için zevkime öldüm.ölüm kelimesinde doğdum en çok onu sevdim..sevilmeden yaşadım sevilerek gömüldüm.. kendim yemdim gördüm..uzak uzak gönüllere döndüm..öldüm öldüm diye lafımı bÖLDÜM.. sevilen mi oldum hatırlanır oldum kıymetbildin şimdi.çiçeğim mi varmış toprağıma gömülü senin hediyen mi kurtlarda cabası.. arılar mı hediyen..senin olsun serin mi oldu rüzgar mı geldi mezar başında ceryan mı çarptı..aman allahım yaşamda buymuş merak ette çatla..hakkın mı vardı bende diye cevaplamadan ben mefta..işte meraklarının cevapları muamma. kısacası bu alem seni yaktı kavurdu.. cehennemin dünyanda sense hala hangi havada vaad edilen daha sıcak cehennemini bekliyor ben zannediyorsun hawaiden yazıor..? yazılarım anlamsızlaştığında anlıorum ki hayatımda çok mana var yazılar alaca bulaca olacak kadar karışıklığım var..ama çözüm ne zaman.. belkide en karışık noktaya vardığımda.en karışıkken noktaya vurup kaldığımda. YZN;eLLahza tiryaki ve kalemiti jeyni..(kalemimin ismi )

dELLY'nin oda orkestrası

bir orkestra şefiyim üzerimde karalar,jantiyim bu gün yine,parlıyor siyah rugan ayakkabılarım gözlerim kamaştı toz kondurulmayacak yüceliğimden.. bir ilkim yine bayanlığımla ..çok konuşanlar orkestrasına şefim bugün.. gerile gerile geldim sahneye.. fragımın arkasını uzun yaptırdım neden mi? bi yerim kalkık dolaşırken o bi yerimi saklasın diye bu arada gizli mütevazilikle kendimi yeniden yücelttim.. (he en dibe itilemeyen dip not ; zaten sen hiç arkası kısa yaptırılmış frag görmüş,duymuş muydun daha önce ....hadi hadi adapte sorunu yaşama alış artık bol parantezli yazılarıma) ellerimi kıtırdattım.. ve şimdi sopamla diyorum ki dikkatlere; 'aman ha not zeval' .. NOT'A' masama 3 kere tık! tık! tık! başlıyalım şu müziğe artık! kemanlarım çalıyor inceden gıy!gııy!gııyy! ÖYLE güzel çalıyor ki ÖL! YE! ne o çirkin mi geldi,dur dur, bu daha satırdan sese geçmemiş;ağzımla satıra döktüğüm şu tezattan doğurduğum akor sesim idi.. duyan var mı heeeeey duyan var mı sonatımı? son ATı mı duydunuz mu,gördünüz mü? koşuyor işte burada sizler için son sürAT... arkama bakamam bulunmaz hint kumaşı giymiş halimle,bu burnu kalkık havada iken ses verin.. ses veriyorum dedim başlarken ya...şimdi ses istiyorum dedim.. lütfen demeye alışık değilim şefken.. emirimle idare edin..LÜTFEN!.. birileri bana baktığını söylesin ordan yeter ... mikrofon ayarları mı bozuk.. sahnenin perdesi mi kapalı kalmış .. playback bandımız mı kopmuş backte bi yerlerde.. backle backle düzelir birazdan elektirikler gelince.... tamda ben konser verirken elektirik kesilir konser olur konserve ama konserve olmuyor bi türlü kon.serveT (neyseki sanatı para için yapmıyordum ondan bir satır dışında moralimi maddiyatla bozmuyordum).. kaldırıyorum bunu buzdolabının en ücra köşesine .. buz gibi yürekleri donduruyor bu seslerim diye.. nerde akın akın insanlar hani.. halbuki bende izlenecek kadar akım pakım öyleyse akım akım bakın! bakın! yoksa hiç bilet satamamış mıyım.. insanlar yan salonda neyi seyrediyor.. rekabette yine ezilmişmiyim? reytinglerde yine yerde mi sürünüyorum... ne bu sessizlik müziğimin içindeki neeeeeeee?.. alkışlasın birileri beni alkışlasınlar artık ,büyütsünler artık insanlar arasında küçük kalmış benii .. yoksa ben büyütürüm işte böyle beni.. ama yanlış büyütüyorum baksana egoyla büyüyorum L.EGO ile oynuyoruz diye mi ta küçükkenden.... yok mu yardım edecek.. yok mu bir seyircim bir alkışçım benim şu dakika dilenen vasıflara geçmiş sanatıma kendi içimdeki sesler mi anca bu yönettiğim yoksa kendi kendime işittiğim sonu gelmeyen notalarım sonunda bir ES payı verdi birden camdan ESinti geldi diye mi bilmiorum açtığımda gözlerimi bu beyaz odadaydım neden beyaz beyaz bir hiçliği anlatıyor henüz hiçbirşey yok.. bir umudu,bir hayal dünyasını ortaya koyabileceğin her yer beyazda başlar renkli boyaları süreceğin bembeyaz bir tual.. kıymetli dizelerini,satırlarını,yapıtlarını yazacağın bomboş bir kağıt.. banada bişe hayal et diyorlar işte burda. elleri kolları bağlı iken bile hayal et bişeylerini.. düğümlü kollarımla en marka yapmış vasıflı delilere ender üretilen gömlek ve ben..jantiliğimin esas yüzü bu ne yapayım yani... herkese tahammülsüz gibi görünsede deli gömleğine tahammüllüydüm.tahammülümün gerçek yüzü bu gurur duymayım mı yani. karşımda bir ayna beni yine yalnız bırakmayan bakışlarda konuşuyor...müziğimi bölen suçlu o.. bir seviyorum bir sevmiyorum onu.. kendi benliğim diye seviyorum,başka seveni olamıcak diye seviyorum.. sevilmeyi hissetsin az buçuk diye seviyorum.. hep bakıyor bana orda sevmiyorum işte böyle anlarda işte kırıyorum onu müziğimi bölen saygısız bakışlarda diye ve şimdi o bir bakan,bin ayrı parçadan bakıyor bana.. elifler bölünüyor aynalarda içimde paramparça olmuş elifle bütünleşmiş görüntü bu ha keza ağlıyorum odamda bir o vardı orkestramda birde sıkıldıkça metalleriini kemirdiğim üzerinde uyuyamadığım yatAK.. korkuyorum ondan korkuyorum oda beyaz diye korkuyorum ondan hayallerden uykulardan korkuyorum diye.. gerçek uyumamakta diye uyumadım günlerce ondan şimdi kelepçe ile bağlanıyorum bu yatağa bu gerçeğide o yerde sızıp kalıp görmiyim diye bu parmaklıklar ardında herkes hayal et diyor,o zaman güzel dünya, uyu masallı masalsız,zamanlı zamansız..yeterki uyu..ve gerçeğe göz kapa.. ama hala uyumuyorum aklını yitirdi deselerde halbuki ben aklımı kolluyorum bitmez gece bekçiliğimde gece çalmasınlar onu diye.. yine başladı o artık kopması gereken gıcırtılı tel gıygısı.. şimdi rahatsız ediyor demin huzur veriyorken ah aslında bu bişeylerin kaygısı.. tını mı tını tınıdık olabilir ama tanıdık değil bu çalan.. şu bana açılmış demir parmaklı pencereden bakarken ben,o müzik şimdi değişik çalıyor halbuki yine şef benim ..neden karıştı bu denli müziğim. bu notalar,bu yapıt,bu ses karmakarışık şimdi bu bu evet sen.çünkü bu senin sesin,bu senin sen.fonun,bu senin sen.fon.in.. bu odada yalnızlığımda senin sesin bana çok çok uzakken uzakta iken (senfonOUTken) senfonİNimde (taa içimde böyle ızdırapla işte).. hayır hayır sessiz ve hareketsiz kal yine..bir orkestraya iki şef olmaz. istersen ipteki cambaza git eşlik et orada oynayabilmen bile daha mümkündür.. ben istemedikçe bozuk plağa mı alıyorsun ne başa sarıp duruyorsun tekrar dinliyorum rahatsız etsede lanet olası ritme böyle sayende alışıyorum işte .. benden daha mı iyi çalıyorsun ne.. dayanamıyorum benden daha iyilere. ilk anda kötü demem çok iyi olduklarından korkmamdan zaten hep.. çalma artık çalma ..çalma dedim bir inat..oh iyi oldu şimdi gidip kopardım tellerini,gidip patlattım davullarını.. zurnaların deliğini tıkadım.yılanlar şimdi vızır vızır çıkamıyor sepetlerden sayemde.. yeter çalma diye diye akorları bozdum.. korları bile yaktım. ve çok yoruldum bertarafım sahneme oturdum biri bile dolmamış konuk koltuklarıma baktım heryer boş ama protokolde biri var hemde ayakta alkışlıyor kim ki karanlık orası seçemiyorum nolur düşündüğüm kişi olmasın derken yine olamaz o yine işte ben... son sözüm sana bu odada benim şeff.benim dedim bennn.. boşuna kendimle delirmedim. daha fazla konuşmaaa orkestramda..daha fazla ilham olma şu or..KES..dramında.. bugün 24 eylül melül melül bu boş satırları yazdı ELÜL..

kopan iplikte,kolpa diklik,kafaya diktik.

BE-TERS BÖCEK; öyle dik kafalıydım ki sürekli yaralandım..yaralardan sora diktim durdum kafamı .sonunda diklim baş duruyordum diğer insanlara karşı ters duruşum bu durumumdan.. aşk kuaförüne gittim bişeyler kırptı kalbimden sağdan aldı soldan aldı derken yeni bi model sundu şimdiki modaymış bu kalp usturayla sıfır numarada..şık mı dersen bence rüküş ama rahat mı dersen çok rahat.. yzn ;elAF yok!

süzüm süzüm sözüm

sesi gidenlerin anısına kanlı kulaklıklarımda,zehirli müziğinizle dinledim sizi,bir ölüm şarkısı dinlettim şimdi de end olsun diye yine nihavENDD makamımdan; koşup,kayıp,kırdım yanaklarımı bir daha ruhuma gideni öpmesin diye başkaları kovulmak artık bu dizedende,adı kovulasının kaderi bahtı son kez ardına baktı hiddet mi vardı, şamata mı,kargaşa mı vardı,anlama kavuşturulamayacak anlamsızlıklar vardı.. yaşlara kan mı karıştı? yürüdü bu kan davası,aldı başını ,yaşımca kanım oldu şimdi.. ama şu yalnızlık edebiyatını anlatmaya çalışan; onları alıp alnına sadece süs olarak yapıştırdı.. kanılarım,tespitlerim,hepsini tespihe gömdüm. sabır suyuna benzin katıp yaktık.. sora yanan ateşi,buz tablalarının arasında nefessiz bıraktım.. sönsün! sönsün!sensin yanan!ateşin sönsün! demekki ne yanmalara,ne yanan bişeye alışık değilim güneşe gidenler varken güneşten kaçacağım her kıyametimde. ışık istemiyorum ben,yarasa misali karanlıkla yaratılanlardan ben.. git dedi kovan ses; git başımdan! bu kapıda aralık ayını çoktaan geçti. rüzgarlar deliğinden bile esemiyor sana... ama içeri girsen;sana,kendine zararlı fırtınalar esiyor.. peki dedim peki..son kez kovulacağım hudutlarda dolaşıyorum sattın mı bütün arsalarını? sat! sat ! içindeki arazilerden üçe beşe kalmasın. ne varsa alsınlar senden,sen işleyemezsin o bahçeleri çünkü kendi arazine dahi bahçıvan değilsin senin bahçıvanlarına bile şekil veren benim dedi benliğin.. bahçıvanım hep bahçesinde bekledi ama hep bi kepçe .çiçekleri tamda ekecekken... kürek yedi,balta yedi,kazık yedi,kaçtı bahçeden şimdi. halbuki dediler ki neden sattın arazilerini? (kim mi dedi?) içimde baş kaldıran; aha! yine asi bir elifler cumhuriyeti bu çokca medeniyetten yoksun olmuş,medeniyeti kurmak; çok kolay.. bir o kadar yalnız,bir o kadar ucuz, yönetici ve yönetilen; işe yaramayanlarla yarayanlar aynı devlette,yine aynı kimse ; bir tek o elif.bir tek elif o..(elif bir ve tek demek ya o o aslında..). bu cumhuriyet ne kadar ileri gider ne kadar geri ?? asıl benliğini bilmeyen her benlikli küçük küçük,küçük görülen eliflerle. kendi içinde acı çeksede,müttefiksiz ayakta kalır mı artık?.. kalacak..kalacak yeri olmayana kadar hiç değilse toprak anada çadır kuracak.. ben ancak ondan kovulursam artık atık olmuş çatır çutur gamlarımı yemem 'kovan kovan ballar içinde erisem! çok tatlı bi ölüm olurdu..' işte şimdiki manam bu.. 'kovanlar arasında eriyorum' ama tad bulamıyorum.. son söz; tmm tmm tek kelam etmeden daha gidiyorum..gitmem istensede istenmesede git diyen dudaklara hay hay deyip kafa sallıyorum.. ama tek kelam edebileceğim tekrar ümid edilmesin ..işte ben asıl o zaman dönüş biletimi yırtıp giderim.... 07 eylül 2008 pazar saat:17:37 yazan ;bu dünyada sadece bir E.T. parçası..

EN -kaz' sensin..

ah dünya ah dünya yanıyorsun gazın mı çok sönmek için dönüyorsun ne için ne için yar dönüyorsun ney sen niçin için için yakıyorsun çalınınca beynimden niye vuruyorsun silah mısın kurşun musun kulağıma mevlana mevlana niçin yar sen dönüyorsun dünya döndükçe anlanır mıydı sen döndükçe birgün dünya durulurda durdurulur muydu ya bakma yar sen bana bakma yanıyorum yanıyorum başımdır bu sora yanarken dönmeye başlar döndüğünde yanar.. yar dönme yar dönme gittin gidiorsun madem dönme... yaşamın kıyısındayım yaşamın kuyusundayım onlar döndükçe aşık olanlar döndükçe.. ölümün yarısındayım bu diyardan usanmaktayım toplumlar geçti yaşlar geçti bir ömür geçti bir kalem geçti kağıttan ne darbeler vurdu bana sana senin sözlerin bana hep bomba ve sayenizde hep bir devir enkazdır bu dünya. şimdi dönmesin hiçkimse geriye bitsin artık bu dönence.. KUYUSUNDAN ÇEKTİM..

sat-ılık lık lık..

E.T.NİN KOPUĞUN İLAN MECRASI SATILIK KALPLER VAR UMUTLAR VAR DOSTLUKLAR VAR ALAN VAR MI ? (farkındayım cok alan olucak cünkü herkez satılmısları kullanıyor hayatta ) biraz reklam lazım tabi doktordan desem yeter mi ki?..çok vurdum çarptım gömçürdüm ama tedavi ettim sürekli..tedavi olmaya alışmışlıktan doktor olmuş kendi kendine..

Blog List

Foto imzalarım

kontrol amiri