28 Kasım 2010 Pazar

blog ödülleri




saolsun varolsun ilhan bey bizim bloga ödül vermiş..
icabE.T.tin gereği kendisinin sitesinin linkini veriyorum ..

KAPALI KUTU http://ilhanbilaloglu.blogspot.com/

tekrar teşekkür ederiz..

daha sonra da adet üzerine 15 adet site seçilirmiş linkleri verilirmiş..ödüllendirilmek üzre..ama ben fazla kontenjan doldurmaya da uğraşmadım doğrusu siz de haber verip 15 kişi zinciri ile birilerini sevindirir misiniz bilmem artıkın.maddi bi ödülse postaya üşenmeyen kesim uğraşabilir.neyleyim eli kolu bağlı bir adam heykelciği bile olamayan sözde bir ödülü derseniz haklısınız işin özü bende sadece bloglarınızı,yazın dünyanızı takdir için fırsat kollamaktır....teşekkürler.

my oscars go to...

http://kirazzade.blogspot.com/
http://nohutodabaklasofra.blogspot.com/
http://dekorapsuwasyon.blogspot.com/
http://nakisays.blogspot.com/
http://hunfeshan.blogspot.com/
http://modasokagi.blogspot.com/
http://sultannsofrasi.blogspot.com/
http://babyh23.blogspot.com/
http://www.turkuazesarp.blogspot.com/
http://ithalesarpblogu.blogspot.com/

21 Kasım 2010 Pazar

kız kulesi mesafesi nedir ? bu mesafen nedir?

Bir gün karşına geldim dimdik ve tektin bir elif harfinde de gördüğüm kendim gibi.
Gelen vuruyordu giden vuruyordu sağdan soldan dalgalarla hayat sürekli vuruyordu sana ama hiç bir yana sürükleyemiyordu,ölede inatçı idin. sen hala daha direniyordun başın dimdik,zirvelere uzanarak,hakka karanlıkta aydınlığınla.Gelen giden sana dertleniyordu,herkez bir resmini çekiyordu en çok hatırlanmak istenen olmuştun anılarda,herkes mi hayrandı sana?Bu hayranları sadece öylece durmakla mı edindin?Belki küçümsediğimden büyük bir iş yapıyordun bütün sevgililerin dertlerini de kucaklıyordun bana biraz uzaktın bu konuda..ben dertlenince gelmiyorum sana olur ya herkesin ki ağır gelmezde benim ki gelir.daha ulaşamadım sana,bana baktın uzaktan bende sana yüz defa karşılaşsakta bir sukunetli uzak dost gibi baktın hep..kız kulesinin mesafELLY duruşunu o vakit anladım.ve seni örnek aldım herkese olması gerektiği gibiydin ölüm gibi ne çok uzaktın ne de çok yakın..

yazan; kızkulesimesafesi.2008.

ötenazi..değil öten-azim..

Orijinal bir beden istiyorsun hiç kirletilmemiş.

Bu şehirde mümkün mü birinin dumanın tenime değmemesi..

Hepimiz isli idik...

İsli değilsem paslıyımdır.

Çok ağlarım ya ben,demirden kalbimle oraya akıtır yağmurlarımı,paslanırım..

Orijinal bir yüz istiyorsun;

Söylesene orjinallik ne demek senin için,altın oran kanunu yüzünde kolunda,sana layık olan mı?kalbinde altın oranlı mı?.

Sende orijinal misin paketinden benim için mi açılıyorsun ilk defa yani?

İlk kez ben mi alıyorum seni iki dudağımın arasına

bir nargilenin marpuçu temizliği kadar temiz midir her nefesi

neyzen kadar iyi bir amaç için mi nefes ve nefis harcadı?

Kimse daha önce yüzüne dönüp hiç bakmadıysa o en orijinal sayılırmış bana..

Herkes baktıysa sahip olamadıysa en zavallı değil mi ulaşılamayanda?

Sahip olunamadıysa sahip olamazsın

Sahip olan çıkmışsa sende sahip çıkarsın buda senin zavallılığın.

Kimindir belli değilken senindir en çok sence,senin içindeki sesçe

Ama büyük harflerle konuşanı takip etmiyorsun içinde iken bile..

Büyük ses sanada ait değil o diyor..

Bir şey istiyorsun ne istiyorsun ondan?

İyi bir kalp mi sonuna kadar iyi kalacak senin kötülüğün sıçradıysa kalbine nasıl dezenfekte olacak.

insan değil o zaman her zaman iyi olduysa sana çamaşır makinesinde ön yıkama programında yıkanan melek arıyorsun

sölesene o nurlada işin sen ve kör karanlığın aydınlanana kadar mı sadece?

Onun ışığını söndürene kadar onu kullandın ..

yorgun olmayan bir kalp mi arıyorsun niye hangi yarıştan geldi nereden gördün

bi günde iki maraton koşusu olmaz

zamanla onu bizzat sen yoracaksın diye mi yorgun olmasın istedin?

Ne bekliyorsun orada uzakta görünen kadından..

Ağzıda hayalindeki kadar uzak mı olsun senden?

Ya bakışı?

hep üzerinde mi olsun,bulutların arasından bile seni seçip,tüm zor hava koşullarında pistine inebilecek ortam mı kollasın fedaral birlikleri?

Bu amerikan filminde FBI kimlikleri hep sahte çıktı

O beklenende sahte kimlikle dolaştı yanında..

sizin ne beklediğiniz umrumda değil aslında siz soru sormazsınız diye ben soru sordum çünkü siz birgün elbet cevap vereceksiniz hayatınıza.

herkes fişinizi çektiğinde son mücadelenizde çırpıntı karışık zorla anlatacaksınız

ama ben senin o gün oksijen tüpünü çıkarıcam..serumuna hava vericem..

(23 ağustos 2008 li bir yazı,yani bu kelimelerin kağıttaki ölüm tarihidir - ebedi değil de edebi ruhuma fatiha -)

yahudi edildim..



yahudi edildim beni içinize gömmediniz de küllerimle savurdunuz..

Savur şimdi benim metaPOLİSmayı

Kül oldum bak savruldum sayenizde yahudiden beter oldum bir vazoya koyun

bana karşımda and için,siren sesleri ataya kalsın,mütevazi merasim tabutta yeşil örtü bile

bulunamamasında kalsın..

Kayıkçı amca beni ıssız suda buldu..küllerimi toparladı bir avuç tokatla.

Yananlara yetişemedim dedim suratına telaşla bakınca ayıldığımda

Yetiştinde geçtin kızım dedi..bir yıldızdın bir siyon.. yandın söndün hep ve bir gün

Yandın kül oldun bir avuca bir odaya bir ruhuna sığmaz oldun.

Rüzgar seni aldı dalgalarıma saldı.dalgam kayığıma yapıştırdı

Kayığımda bir isim oldun bak ne yazıyorsun oda silinene dek okuda anla..

‘Baba çok uzaksın bana’

Yabancıdan ne bekliyorsun

Sana iyi bi eş olsun bana yenicek yeni bi aş olsun.

İyi bi yeni hayat kazığı daha..

Erkenden..daha çok erken..

Sırada ne var daktiloda bir satır boşluğu daha beklemenin ardından son söz yine

Anneciğim çok uzaktasın ama hala en yakın sensin bana..

Kazıklı voyvodalı benim dünyamda..

Hangi yelden essem sana ulaşsam artık

Hangi karadan yürüsem sana varsam

Hangi dalgadan vursam sana varsam

Hangi yoldan gitsem sonu sen olsan..

Ayağım yansa bile çölde sana varmak var bilsem

Kardan donsamda sen varsın orda bilsem sana yürüsem

Yüzme bilmesemde atlasam suya o yolda belki boğulsam belki yüzme öğrensem o şokla

Bir evdesin bilsem bana sarılacaksın evsizliğimde sana koşsam gece it kopuk dinlemeden yola düşsem

Ama olsa bi yol

Yok mu?

Yok desen bile,,bunu duysam bile,var bilecektim.

Ama yine sessizsin,gözümdeki yaş gibi sessizce yolunu izlersin..

Bende anca satır sonunda sana gelecek bir yol bulurum.

Yaşamın değil,Avuntunun ikincisine dek sana kavuşucam.

elfeda..(bu defa ironik değil çok fazla İRON-İCH,demir tadında mesela.)

(bu küller 23 ağustos 2008li dir)

laf olsun,torba dolsun,dolan torba da kopsun..

(büyük harflerimi sevmiyorlar mı?
bu defa harf diyor ki; 'ama ben küçükken konuşamıyordum..')

YAZMAK İÇİN ELİME KALEM ALDIĞIMDA KALEM YAZMAZDI İNADINA. ONCA KALEM İÇİNDEN TÜKENMEZ ADINA YAKIŞMAYAN TÜKENMİŞ O EFRADI SEÇMEK BENİ DELİ EDERDİ EKSERİYA İLHAM PERİM KAÇACAK ENDİŞESİYLE.BU YAŞAMDADA YANLIŞ İNSANLARI SEÇTİĞİM GİBİ KALEMDEDE TUTTURAMIYORDUM DOĞRU OLANI.GÖZÜME KESTİRDİĞİM ALIMLI KALEM YAZMIYORDU.HERKES ONU SEÇMİŞTİ ÇÜNKÜ ÇOK FAZLA KULLANILMIŞTI,BİTMİŞTİ,TÜKENMİŞTİ.HALBUKİ SÜLİYETİ BUNCA ZAMAN GÖZE ÇARPMAYAN DAHA BÜYÜK BİR PERFORMANS SERGİLEYEBİLİRDİ ÇÜNKÜ İÇİNDE GÖSTEREMEDİĞİ, AÇIĞA ÇIKARAMADIĞI ŞEYLER BİRİKMİŞTİ..KUSMASI YAKINDI AMA MÜREKKEPLİ DEĞİLDİ DÖKEMİYORDU ZEHRİNİ.AMA ONA ŞANS TANIYAN PEK ÇIKMAZDI O KURŞUN KALEMDİ.UCU KÖRELMİŞTİ KURŞUN KALEME KALEMTRAŞ GEREKTİ.O BİR SİVRİLSE KURŞUN NAMINA KİMLERİ KİMLERİ DAHA DAHA KİMLERİ VURABİLİRDİ..SİVRİLMESİ GEREKTİ ŞU KALEMSİ YAŞAMINDA.FORMÜLÜ İSE KALEMTRAŞA MUHTAÇSIZ PARMAKLARDA.UÇLU KALEMİN UCU BUCAĞI GÖRÜNMÜYORDU UÇLU KALEM UCA İHTİYAÇ DUYUYORU UÇ ALIYORDUM BU DEFA UÇ KALEME İHTİYAÇ DUYUYORDU KALEMLE UÇ KAĞIDA İHTİYAÇ DUYARKEN YANLIŞ KELAMLARLA DOLU SAYFA SİLGİYE MUHTAÇ OLUYORDU.HERŞEY BİRBİRİNE BAĞIMLI OLMAKTA İDİ NE İLE BİR FİKİR İLE..YA YAZ YADA SİL AMA MUTLAKA DÜŞÜN!PEYDER PEY OLSADA KAFİ.BU KALEM KUTUDAN KELAM KUTUYA TERFİDİR İSTEDİĞİM SAKLADIĞIM KELAMLARI KUTUMDAN ÇIKARIRKEN SİVRİLEN KELAMLARIMLA EŞ DEĞER BİR KALEM OLMAK ÜMİDİ İSTEMİŞTİM..BU KALEM BUKALEMUNLA Bİ KELAMDA DEĞİŞMEDEN MÜMKÜN MÜDÜR?

yazar;baş katip ElifTir. 29 mart 2007

Türkiye Mizahçılar Oturbüsündeki karikaTÜRlerimiz.

Bir güzel gün başlamıştı yada güzel güzel bitmekte idi İstanbul'da minibüse yada otobüse yada toplu taşıma araçlarından herhangi birine binene kadar..Hergün binlerce insanın ecüş bücüş balıksal kılıkta istifsel seyahatgahları sırasında garipsel olaylar zincirini satırlara döküp yüzlerce halkayı birbirine ekleyebilirdik..malzememiz boldu elbette ama yaklaşık her seyahatte başımıza gelen bi kaç detaya doğru sizlerin dikkatlarini çekmek isterim..hep beni mi bulur böyleleri yada neden beni bulur böyleleri sorularına gelen cevaplarım aynı noktaya çıkan farklı şekilde söyleyişten ibaret bi kaç cümleden başkası olmuyor..

'senin kısmetsizliğin Elif,kader işte napıcaksın,bunlarda da hayır arıyacaksın,kör talih katlanıcaksın'

neden otobüste yada minibüste,midibüste,milimüstte,traleybüste,vb.büslü versiyonlarda benim yanıma hiç banyo yapmadan yaşıyormuşcasına başarı göstermiş kişilikte kimseler oturuverir?
Terle yıkanan kesim susuzlukta tasarruf mevduatında mı idi?

Yanıma istisnasız nefes kokusu kantarı bile yıkıp geçmiş ağırlıkta belki takma dişlerinden kaynaklı ağzı kapalı iken bile ağız kokusunu kulak deliklerinden otobüs atmosferine yayıveren,sürdüğü hacı kokusu ile ağız kokusunu güzel bir karışım eylemiş ama ağzını hacı kokusundan mahrum bırakmış takdir toplayan görmüş geçirmiş bastonlu dedelerimiz oturuverir..ki bunların kibar olanları bu çağda hala bez mendil kullanabilmektedir.terinide,afedersiniz başka tabiri yok balgamını da,sümüğünü de o bezde sentezleyip ayak üstü patlayabilecek tehlikeli kimyevi atık deneyi yapan,temizlikten ödün vermiyen ama benim kendilerine 'temizlik imandandır,sende bunu gayet iyi bilirsin hacı amca' ibareli ödülü vereceğim kimselerdir.dedelerin diğer kısmı ise işaret parmağını yolda yürürken burnuna götürüp hünkürt yöntemi ile rekorsal deneyimler edinen giness heveslilerdir.ki bunların boğazlarında öyle bir öksürük demeti saklıdır ki gafletle öksürdüğünde adamın içinden bir müddet başka göllerde saklanmış,izi yitirilmiş van gölü canavarının fışkırıp kükrediğini sanırız.bu olay sağlıkla iniltili olduğundan fazla bişey söylemiyor 'giness' kelimesinin ES'i ile derin bi ara veriyoruz..
ikinci yanıma oturmaktan vazgeçmiyen kesim, boş zamanlarında bolca kulak memesi kıvamı hangi ölçüt olur alanında ihtisas yapmış,hamur işini hammurabi kanunları ile yalamış yutmuş,basmada fistanlarıyla kendi ördüğü hırkasını yaz günü kombine etmiş,yeniden vurgulamak gerekmekte 'yaz günü!' olsa dahi ebruli sanatıyla çamur sanatını eteğinde boy ölçüştürebilecek kadar sanatsal çizgide başarı saklamış teyzelerimiz..Ellerinde her parmaklarına denk düşen fışırtısı bol poşetleri hakimdir.ortama girdikleri gibi meraklı gözlerle tıklım tıklım olan yerde dahi boş yer bakınırlar..sora bir gence 'ben yaşlıyım evladım,bak arabaya benim gibi yaşlı biri bindi,hadi bana yer vermen lazım' manalı vicdanen rahatsız edici bakışı atarlar..ki 'bana yer ver' cümlesini sesli de kurabilir biraz daha illetlik getiren versiyonları. elbette günün yorgunluğunda yada miskinliğinde yaşlılara yer vermeyi pek görev bilmeyen kafasını cama çevirmiş gençlik dahi bazen bu teyzeler tarafından dürtümlerle dikkat kesilinmeye çabalanır..son durak,ilk durak;kalan zaman,bulunan mekan hiç farketmez arka koltuğu beşlemek bu zehir akıllı teyzelerimizin fikirlerindendir.biraz tombik yada baya bi tombalak oldukları için 'kay evladım,biz hepimiz zayıfız zaten,5 kişi de otururuz' sloganıyla geldikleri anda eklemlerimizin baş kaldırma anını saptamaya çalışırız acaba ineceğim durağa kadar isyan etmemeyi başaracaklar mı? diye düşünürken bir yandan da matematiksel hafıza teknikleri ile beynimizi genleşirken buluruz.şimdi bu teyze normal bir bayanın 2 yada 3 katı versiyonu olduğuna göre bir yada iki kişi de poşetlerini sayarsak yani biz arka koltuğu kaçlamış olduk şimdi? hesaplarından boğulduğumuz an bu muhasebe defterini kapatıp yardımseverik damarımızı kabartmayı kendimize menfaat biliriz..'neyse teyze,siz rahat rahat oturun,ben ayağa kalkıyım en iyisi'..deyiveririz..teyzede;'Allah aşkına evladım,ölümü gör,seni rahatsız ettim otur!' demeyip fırsattan istifade yayılım ünitesine geçecektir.Ayakta iken araziyide sattık ama ortada menfaat namına hiç payımız yok şanssızmıyım,kadersizmiyim,enayi miyim ? derken gözümüze yeni biri takılacak ve yeni olaylara yelkeni açacağızdır.cam kenarındaki ojeli kız.birazdan ona camı açabilir misiniz?sorusunu soracağız..biliyorum ki herkes hevesle birileri bu soruyu sorsun diye beklemekte.işte bu kadar milletin kurtaracısı ben olacağım..sorumuzu sorduk ve ojeli bayan faaliyete geçti.iki parmakcığıyla narin hareketlerle camı itelemeyi dener.nerede ise bir parmağı iter iken dört parmağı aksi yönde diretmektedir.fizik kanunlarını altüst edebilirse küçük güç büyük gücü yendiğinde camı açma başarısını gösterecekti ama ileriki yıllarda fiziğe saçma sapan yeni müfredatlar icat etmemiş olayım hadi diye kanunları altüst etmekten vazgeçmiş haliyle 'malesef cam açılmıyor'adlı başarısızlık kokan cümleyi bize sarfetmiştir ama arkasında benimle beraber daralmış,takım elbiseli bey benim sorumun akabinde gelen hareketliliği gözüne kestirip cama arkadan el atıp hemencecik işte bu erkek kuvvetidir,fiziğim de kimyam da bayan kısmısından iyidir kanıtını yaparcasına camı açıverip beni sevindirecektir.ojeli kız; aman Allahım rezil rüsva oldum fönlü saçlarım rüzgarda uçuşup rujuma yapışıp tipimi kaydırmasın diye cama açılmıyormuş süsü verdim ama planım anlaşıldı diye utançla elleri ile yüzünü kapar iken bir yandan yanan kırmızı rengine dikkat çekiyordu.kırmızı malum uyarı rengi idi ondan uzak durmamız gerektiğini basbas beyan ediyordu belli ki.çünkü aç karnına helede sabah sabah bu tür bir bayanla karşılaşmak demek midemizi delen çivinin kaynağını bulmamız demekti.çünkü bu bayan sabah akşam ucuz bir parfüm fıçısında konaklardı..burnumuzun direğinin telindeki kuşlar çoktan göç ederken bu direğin kurtuluşu bu direğe bir mandal takmaktır şeklindeki ötümlerini sergiliyorlardı.


Neyse artık rahatlamış bir vaziyette serin serin rüzgar yüzüme üfülderken bir çocuklu anne çocuğa çok fazla rüzgar geliyor,zature olmasın mazallah şeklindeki ikazı ile ojeli kızı sevindirip camı kapama darbesini kafamıza indirivermişti..

Arkada zoraki de olsa yer vermem hasabiyle beni sempati edinmiş teyze;'1 tane uzatır mısın evladım?' şeklindeki cümlesiyle para uzatma gibi ulvi görevini de mavi gömlekli muavin ELİF'e yüklemiş olur.kimileri olamaz hemi de bir sürü çil çil bozuk para şimdi tutamam da,yere de dökülür bunlar bu kalabalıkta düşen parayı da bulamam,benden isterler misterler en iyisi dokunmiyim hiç,duymazdan görmezden geliyim paranoyalarıyla uzatılan paraları kale almama şıkkını seçerler..mesela köşedeki müzik dinleyen,cool takılan,yakışıklı çocuk.. onun için minübüs deryasında dönen paraların da hatta minübüse binen bakımlı güzel kızların bile önemi yoktu ..hayat belirtisine rastlanmayan bu kişinin ikamet bölgesi hiç kimsenin dokunmayacağı,özlenen sakin yolculuğun sessizce içine kapanık vaziyette sürdürüleceği içimin gittiği mevki idi.camdan baka baka seyreden bu şahsiyete bakar iken gözleri üzerime dikilmiş 'kıroyum hemde alnımda yazar 'adlı bir diğer şahsiyet dikkatimi cezbeyler malesef ki..'keşke arkadan uzatılan parayı direk bana uzatsa da azıcıkta olsa muhattap olabilme şansını yakalasam' düşüncesi ile elimdeki paraya herkesten evvel atlıyacak üsluptadır.o taht koltuğunun hemen yanında vezir görevi yapmaktadır.şoföre göre ters bi adamdır,oturanarla da yüzgözdür !!oturuş yönünden!! hasep ile..paraların yanında yolculuk boyunca konaçlıcak şahsiyet hemen otoriter bir rejimin ön ayak bekçisi kesilmiştir..!abla sen ver o parayı,ben sana şu kadar veriyim .basamaktan yukarı çıkalım.. abi devam..ağır ol!'...şeklindeki minübüsçülüğe lügatsal manada sadık kalan lisanı ile hemen ortama ayak uydurabilme gayretindeki insan işte..

Ve sonunda yanımdaki koltuktan bir bayan inmiştir 'hele şükür yarabbim ayağıma karasular indiydi yoksa eteğimde ziller mi çaldıydı,hangi atasözü buraya gider bilmiyom ama sana şükürler olsun bana koltuk gönderttin diye şükür aksesuarı ile donanırken benle birlikte yanımdaki orta yaşlı dinamik adamda da oturmak için pek hevessel hareketler sezegelmiştim.o an sen mi,ben mi?kim oturacak karmaşasıyla cebelleşirken sanki bana kalkmışta yer veren oymuş gibi 'buyrun' kelimesini kullanacaktır..bende madem çok heves ettin,içinden beddua falan haykırma yok yere,içinde kalmasın,otur da hayrını gör' diye sayıklarken sözde pek kibar beyfendiye sözde kibar (gerçi ben özdede kibar:P)'yok yok siz buyrun' cümlesini kurmak mecburiyetinde olacaktım..nitekim son uzlaşmamız ben bayanım elbetteki bana öncelik olacaktı hem fikrinde oluvermişti..

Lakin oda ne?yanına oturduğum şahsiyet yorgun,uyuyan bir kişilik değil mi?kafası üzerime ha düştü ha düşecek ha düşüyor köşeye de geçtim,adamı dürtmeden inememde,uykudan uyanınca ejderha ateşini ağzından etrafa yayacak derecede sinirli olanlardan mıdır acep,kendimi kapana kısılmış fare gibi hisseder oldum,hissiyatlarını üstüme üstüme salan günün yorgun işçisi..bende ona bakıp uyuyabilirdim elbette gözlerim hemencecik kapanmaya meğilli idi.muhtamelen yine tansiyonum düşmüştü çünkü zaten tansiyonum oldum olası hep düşüktü...uyuyabilirdim ama arkamda ki annesinin kucağında kimi zaman ciyak ciyak ağlayan her durakta hatta ilk duraktan itibaren bile 'az kaldı oğlum şimdi inecez,al şu bisküviyi,kırıntıları yerlere döke saça ye,yeter ki sus! şamarının yapıştırılacağı anı yaklaşmış velet; arkamdan başörtümü çekip eğlenirken ortada dımdızlak kalacam rezaletin divalığında taçlanacam dinamizmiyle başörtümü kollamaya çabalayan ve mecburen arkaya mümkünatınca dayanmadan kamburimsi makamda giden ben bisküvi yiyen çocuğun az sonra kusmaması için dua ediyordum..anneden yapma evladım ablaya dokunma cümlesini hasretle bekler iken içimden şeytansı birşey arkaya dönüp 'hanıme'FENDİ' bu marka size yakışıyor mu? çocuğunuza mukayyet olun,elimden bi kaza çıkacak,kaza bana bu kadar geliyorum diyorsa ve normalde kazalar geliyorum demiyorsa,elimden kaza çıkacağını biliyorsam bu kaza,kaza sayılır mı yoksa soradan kaza etsek kaza olduğu için kazalığı kabul olabilir mi?cümlesini yada ona benzer karmaşıklıkta saçmaca saldırılar sıralamam gerektiğini söylüyordu fakat iyi niyetli melekse az daha sabir,saiki,saüç..ha gayret şeklinde antibağırım faktörünü devreye geçiriyordu..burnu akmış ama silinmemiş,çikolata yemiş ağzı batmış ama silinmemiş,çocuk belli ki inşaat kumlarının içinde dalma,çıkma,batma tekniklerinin pir-i üstadı oluvermiş üstü toz toprak içinde ama silkelenmemiş..yani özetle her türlü lekeden eser olan çocuğa biri kaza ile kosla sıvı oksieyşın deneyi yapsa çok sevinecem demek ki bu annemiz A.F.(ANECİLİK FAKÜLTESİ)-ilgisiz anneler bölümünden mezun olmuş bir annemizdi..teşhisi koymuştum haliyle böyle bi annenin tam techizatlı donanım ürünlere vakıf olmayacağından kelli çocuğun kusacağı bir torbayı bile yanına yaren seçmediğine dair kalıbımı basardım.benim elimde bu zor ana karşı bir torba vardı ama bende laf olsun torba dolsun diye bu yazıyı yazarken talihsizce poşeti dolduruvermiştim..

Mekana son binen insaniyet bile 'görmüyor musun bee (şoföre ithafen)tıklım tıklım olduk hala yolcu alıyorsun'kavgalarını yapacak kadar yüzü bulurken akın akın gelen yolcuların isyanıyla kapı kapanmıştı..otobüsün merdiveninde dizişen insancıkların kiminin hala !aa bu biletli değil mi,akbil geçer mi,akbilim mi bitmiş inanmiiommm,daha yeni doldurdumdu halbuksa hayret valla,bu kutu akbilimi yiyo sizi belediyeye şikayet etcem arkadan akbil uzattım akbilim geri gelmedi akbilimi kim çaldı?! gibi kargaşasal cümlelerle tüğleri diken diken edip beynimi yiyiorlardı..kapanan kapı sesi ile yanımdaki işçi nihayet uyanıvermişti..ama malesefki ineceği durağı 1,2,3,30,40 durak falan geçmişti..düğmeye basmıştı ama kapı açılmamıştı çünkü kapı zaten yeni kapanmıştı..otobüs harekete geçerken büyük ihtimalle hop hop,şşşş,orta kapı orta kapıı,incek varr bağrınımları ile inme çabalarında idi bizede az daha bu çabalarından ötürü inme geçirtecekti..

Bu defa yanı artık boşalan ben 'ohhhh,az sonrada zaten ineceğim artık koridor tarafındaki koltuğa transfer olabilirim rahatlığı ile cam kenarına oturacak diğer otobüszadeyi fare kapanı lanse ettiğim öbür tarafa atıvermiştim..ben birazdan ineceğim siz geçin ünlemi ile!otobüszade diyorum çünkü o kazazededen bozma kelime bizlerin yolculuğu sırasında bize yakışan en güzel kelime oluyordu..bu defa yanıma her ay büyük olaSIKSIKla bolca ziyarete gittiği yüksek ihtimallerle bezenmiş mc donald's palyoçosunu çocukluktan beri hayret ki sempatik bulmuş,fast food müdavimi..yanımda beliren kişi kalorisi ile gözlerimi doldurduryordu az daha ağlıcaktım ağlamıyım diye bir diğer yakın fiili seçiyordum..kalorisi ile göz dolduruyordu..bütün koltuğu da dolduruvermişti..dev cüsseli,eli kolu bol kıyafetlerinin içinde seçilmeyen genç o xxxxxxxxx large kıyafetlerinin içinde kaybolmayı becerebilecek bir david coperfield hilesine sahipti.birde üstelik rapçimidir nedir,pek bi freeSİTayleee..ben coolum oturuşumdan bellidir bacağımı açabildiğim kadar açarım,yayıla yayıla otururum havamı da atarım üslubuyla benim bit kadar arazide seyahat etmeme neden oluyordu..araya siyasi sınırımızı belli edecek kırmızı hat,hudud çeksem 'ben renk körüyüm ki' anlayışsızlığıyla karşımda sırıtacak pişkinlikte idi..'heyy efendi efendi sizde de ne mabet varmış?' diye söylemeyi tasarlasam da bu iyi melek işini iyi yapıyor diye ona ödül olaraktan bu iyiliği de defterime yazmasına vesile olmuştum..ağzımı bu ortamda açsam soluyacağım karbon(X2 dio)oksitten eve az adım kala nalları dikmiyim endişesinle az daha sabrettim..

ve durağıma gelmiş olmanın sevinci ile sonunda ayağa kalkmışımdır..o kıro hala bana mı bakıyordu peki?gözlerimi ovuyordum ama malesef ki evet.ov kine ov!bu karikatür adam gözümün önünden gitmiyordu..işte bu benim talihimdi..taşıtta bulunan en kıro yolcu ile aynı durakta yada çok yakın duraklarda inmek zorunda olmak ve göz seyrinden onları bir an önce mahrum edememe zaruriyetine boyun eğmenin de zaruriyetini yaşamam vede taşıtın en yakışıklısının da mümkünatınca hemen ilk durakta taşıttan inip göz seyrinden beni mahrum etme gerçeklikleri..düğmeye uzanamıyorum keşke dedektif gedçıtçıtçetene de misali kollarım uzasa da kimseden yardım dilenmeden kendi düğmeme kendim bassabilsem diye boşboş düşünürken düğmeye basar mısınız kibarlığını da o kıroya yapmak zorunda kalıverirdim çoğu zaman..

ve kapı açılıp indiğimde oh bee! dedirten istanbulumun karbon karışık az da olsa oksijenli havasını ciğerlerime kavuşturduğum da bir yolculuktan sonra alınan bir nefesin bile herşeye değer olduğunu anlamakta herşeye değerdi,denen felsefesini yapabilmek bile herşeye değerdi derken bu cümleyi daha uzatmaya ve bitirmemeye bile değerdi..istanbulda taşıttan inebilmekte bir şükür sebebimizdi..bekleyenlere vardığımızda varılan yerde sarılan kucaklara büyük bir günde saklanmış değeri yeniden algılayabilmekti bu kelimesel süzgeçlerimden arta kalan..kısaca şu uzun yazı ile ilgisi az şu cümleyle bitiriyim bu yazı yolculuğumu...kısa yollar almakta bazen uzun yollar almaktır..

yazar; eve varan saadE.T. 13 EYLÜL 2007


[msn spaceler yazılarımı harcamasın diye uzun ve eski yazılar bile bu toplama kampına bi müddet aktarılmaya başlanmıştır.]

10 Kasım 2010 Çarşamba

X-RAY CİHAZIMDA ÖTÜŞTÜK..

şahsi sitelerimin yine şahsi şekliyle bağlantı sitesidir..

X-RAY CİHAZIMDA ÖTÜŞTÜK..

Blog List

Denemelere kısa yol

Foto imzalarım

kontrol amiri

tura

logos