14 Mart 2010 Pazar

denişimli dönüşümlü dövüşüm..



yıllar sonra bir gün dönmüş olup demezler mi şöyle çoğu zaman çoğu kimse bize..

ben değiştim eliff(beklenti)...
Eliften cevap;ee napim değiştiysen?

e sen değiştin de ben aynı mı kaldım kardeşim.bilirsin hayat görüşlerimiz çok farklıydı anlaşamazdık senle.şimdi sen değişince bi nebze elifin mantığına yakınlaşmışsın diyelim..e bende değişince eski senin duyarsızlığına yaklaştım diyelim..yani bu durumda rolleri değişerek eski zamana geri dönmüş olduk sadece.sen ben olabildin bende sen.yani yine anlaşmak söz konusu olamaz.eski halimle derdim ki keşke şu konuda biraz farklı düşünebilse birazcık değişse anlaşırdık belki ama kendimin sabit kalacağını düşünmüşüm herhalde..ama öyle değil değişim her ikimiz içinde var olduysa fikirlerimiz yine karşılığını bulamaz çünkü bu defa sen benim durduğum yerdesin bende senin durduğun yerde oyuncular aynı iken sadece yer değiştirirken oyun yine aynı oynanacak yani.yani ne yapacağız hayat silleleri ile değişmek zorunda kalmamış insanlar bulacağız kendimize ki biz günden güne değişirken karşıdakinin sabitliği ile bir günde olsa ona ayak uydurabilelim..şimdi o yüzden aynı hatalara ben değiştim diyerek beklentilerine karşlık beklemekle neden olamazsın çünkü bu defa ben neden olmuş olurum bizim neticesizlğimize..

haa ben her konu da değişebilirim ama bi konuda değişmeden sabit kalabilirim 'sen değişemezsin,değiştiğine inanmıyorum'.değiştiğim en büyük nokta ise 'değişsen de değişmesende çokta umrumda değilsin'..

def E.T.!

7 Mart 2010 Pazar

yeni dergah kurdum tumblr'da ey cemaat.



dünyaya saplanan şarapn.ELL

buda adresgahım ee buralarıda kapatmadık zamanında demiyelim.buralar sora para eder meder.torunlara siteler inşa edelim de sittin sene onlarda bi köşede siterler.(down babında)

http://eliftiryankey.tumblr.com/

6 Mart 2010 Cumartesi

sömür'GEN'i..



..
tek kelam etmiyeyim etmiyeyim derken bile ettim.
pek lüzum yok sana, pek luzüm yok
( 2 zikredişle kelimemde ü ve u yer değişirse dikkatin dağılır mı yoksa toplanır mı denedik?)
yani sözüm varken karşında ne kadar da yok?
gözünde olanlarda pek gözüm yok..
paramda yok,pulumda yok..varsada hevesim yok.hevesim varsada sana yok,hevesim arsada harita yok..harita varsada bana yok..
solungaçım yok ama.. sen solundan solundan gaçtın ya hemAN bu yanımdan ..ama ben sağa ne dedim?..
sazan gibi atlayamıyorum toprağa.. dalamıyorum hayale hayaldende gerçeğe dedim mi dedim.çünkü ben zaten gerçeğin çemberindeyim kestirme denilen uzak yolu sevmedim.
sezer gibi başkan olamıyorum iyiki dedim mi dedim.adımdan kaybettim bu sezgisizlikle onun gibi ferdim mi ferdim.. neferdim.. sen bana ne ferdin?ben sana ne ferdim.. sen benden ne aldın sen benden ne çaldın..
hakikatte çiroz olup adı TOMBALAK GÖBEĞİBÜYÜK olanlardan..midesini cepte taşır mide adını kulağına fısıltıyla çöp koyar sorada cebinide,çöpünüde taşırır olanlardan mıydın ne?
çalıcı idin..alıcı gözle bile bakamadan..
realiste liste liste.. bir gram yok yağ ona buna.
kimse yok yaa ondan haa..
yoksa art niyetli beyninde çenende durmaz..
sevmedim seni onu,bunu,kimseyi ..başta sevdimse sonunda sevmedim önemli olan sonlardı.. ..
herkes kötü.herkes iyi.herkes orta işte diye.
bende kötüİYİorta işte.ama bitişmiş o kelimede en azından ortası iyi olanlardan işte..
hatalısı var hatasızı var.hatadan sızısı olmayan var.
yüzü kızarmayan var kırmızı yüzlü olsa bile kızaramayan var kız arasada bulamayan var....
kötü taklit yapan var.taklit denileni zaten kötü bulan var.gerçeğini anımsatıyor diye taklitle avunanı sevineni var..maskeler diyarında. bense maskları eledim..yalın yüzümü bile törpüledim..
işte bu taklit en büyük zamane taktik..zaman geçti tiktak dikkat dikkat .dik kat kat.. bu dünya evinde kaçıncı kat?..şimdide mARKAMda taklim
arkaMda nefsin..

malesefsin esefsin kınanacaksın..kınalı ellerle..yada bi yerlerle..

bir kat aşşağıda yatıyorum amma herkesin başına ekşiyorum
geldim bide kendim için zevkime öldüm.ölüm kelimesinde doğdum en çok onu sevdim..sevilmeden yaşadım sevilerek gömüldüm..
kendim yemdim gördüm..uzak uzak gönüllere döndüm..öldüm öldüm diye lafımı bÖLDÜM..
sevilen mi oldum hatırlanır oldum kıymetbildin şimdi.çiçeğim mi varmış toprağıma gömülü
senin hediyen mi kurtlarda cabası.. arılar mı hediyen..senin olsun
serin mi oldu rüzgar mı geldi mezar başında ceryan mı çarptı..aman allahım
yaşamda buymuş merak ette çatla..hakkın mı vardı bende diye cevaplamadan ben mefta..işte meraklarının cevapları muamma.
kısacası bu alem seni yaktı kavurdu..
cehennemin dünyanda sense hala hangi havada vaad edilen daha sıcak cehennemini bekliyor ben zannediyorsun hawaiden yazıor..?

yazılarım anlamsızlaştığında anlıorum ki hayatımda çok mana var yazılar alaca bulaca olacak kadar karışıklığım var..ama çözüm ne zaman.. belkide en karışık noktaya vardığımda.en karışıkken noktaya vurup kaldığımda.

YZN;eLLahza tiryaki ve kalemiti jeyni..(kalemimin ismi )

Upzüğürtünel (apzürtünel) Bozukluk

öyle olaylar yaşadım ki ve birgün negatif perspektifle doyum salgım kafi deyip peçeteye ağzını sildiğinde;

bir veled-üyya velede matem pusulalı yaşam için ölümü anlatmak zorunda olmak ve anlatmayı istememek kadar gizli huzursuzlukdur içimdeki..

şikayetimi anlatacağım hipokrat yeminine saygının bir usulca şekevalli kapı tık tıkından olduğu kimseye;sayın doktor piskolog bey ve hanfendiye itimhanfen,itihafen,ittihafen,ittifaken ittihaken....

şikayetçiyim DOLDURR BEYY!! dolduruşuma gelme ama..

ah bu işkillenmeler! onlar benim hayattaki her işimi kille kirlettiler..sinsiydiler...

sayın DOSTKAR BEYY!
zekanın yüzde doksan kusuru; bir kemirgen ÇELişki..'çALış kii çelemesin bir daha' kulaktaki gayyip fısıltı işte bunu diyor.. yahu sende bişe fıssslat vuslatıma..

sayın DAVVUL BEYY!
çıkmaz sokağında insanların müzikalitesinden kaçıp yerin dibine çöküp kurtulan bu şansla..
bahtı açık mı kara mı denilen yerin dibine girerken düşündüren kötüden kötürüme götürüm...
buna inanmak bile bir tekerlekli sandalye eğlencesi duyarsız insanlardanken ben elim kolum sağlamken

sayın DURDUR BEYY!
aklımın coğrafyasında bir tarlada işçiyken
her gün ana dilimle seni unuttum okuma yazma bilmezken
yalnız kendi benimin seniyken..
bipolar bozuklukla B tipi kişilikle F tipi ceza evimde yaşarken
elektroşok elene elene gelse birgünde bedenime diyor musun benim gibi bir hasta ile cebelleşince

sayın DUMUR BEYY!
şu devri devirilmiş imPARAtorİÇe paralarla kor içe içe şimdi edindi agorofobi..
tut ki ben bir ölsem öldüm bile sen çaremisin şimdi bu ölüm bozukluğuma ..

sayın DELETE BEYY!
insomniaaaa! diye çağırılan uykusuz ben..histiriyonik bir mekanik
sence buna ve bana daha ne kadar dayanirik?
sıfatsal şu üstteki komutunla hemen yazımı tümden silsen belki sevinirdik..

sayın DOĞRU BEYY!
halim yavandır,yakardır,yarardır,yanandır,yazardır,yalandır,yamandır,yaramdır,yarandır bu kadar şeyken çözmezsen iki elim yakandadır..

sayın DOĞAR BEYY!
pisiiiikiyatriiiiiiisssss yunan mısın bre benzer teodorakissssss
kisses seni alnından bu narsiss

sayın DOMDOM BEYY!
korkularım fobiler mağrası..ama şimdi mağaraya mağaza açtım, mazallah sanada satıyorum al yeterki.. pazarlık edebilme fobimde varken beleşten kapta götür bu bedenden..

sayın DOKUZDOĞURAN BEYY!
ah nüktedarlar daralmadan sana derdimi açayım derman bulayım..

sayın gözleri DOLAR BEYY!
koşullanmalarım..en çok koşanlarım..
kuşak çatışmalarım anamla babamla onla bunla..

sayın DOZ-ALIR BEYY!
liderlik tam bi serserilik
madde bağımlılığım atomun başlangıcınla bana serum edilen
manik depresif psikozlarım, nanik nanik diye seslendiğim sinir bozucu kozlarım
motivasyon bozukluklarım,kafiye tutturamamazlıklarım
müşteri psikolojim satarken dahi daha fazla muhasebeci

sayın DÖVER BEYY!
obsesif kompulsufluğum yada bütün psikoloji okumuşcasına sunacağım terimlerin bütün kelime içindeki bozukluklukları.. bilmiş tavırları..

sayın DÖNER BEYY!
sinirlilik kanımdan akar ilik ilik
saldırganlık yok o kadar -ganlık hecesinin olduğu kadar alınGANLIKımda

sayın belki bir gün yeniden DOĞAR BEYY!
ölüm ve kayıplarım kaçıncı bölümde ayıplarım?
savunma mekanizmalarım,savrulma frekanSIZMAlarım,sızım sızım sızlanmalarım
sınav kaygılarım,avımda aygırdır algılarım,suçluluk duygularım,uçuktur ama kızarmış sucuktur acıkınca gece tutturduklarım,yeme bozukluklarım

sayın DUYAR BEYY!
trafik psikolojilerim patlamış trafo tamirlerim
besmelesiz yemeklerim..

sayın DONAR BEYY!
tükenmişlik sendromum tükkan senin diyen öz kuramım

sayın DOYAR BEYY!
mutsuzluğum,umutsuzluğum,udsuzluğum,susuzluğum,luğumsuzluğum
utangaçlığım ulan gaçlıyım? diyen yaşlılık veryansınlığım
unutkanlığım kurutKANlığım evt bu sayede serin kanlıyım
üstbiilişim fuarında metacognition en son teknoloji yalanlarım
yalnızlığım,farksızlığım benden beni çıkarma işleminde elde yine bana kalanlığım
yorgunluğum,horluğum,zorluğum, bazen ondan bundan kalma geçmez yüzümdeki morluğum

sayın TOKtur BEYY!
zaman yönetimimim travmaları işte sadece bu kadarcııkk

sayın YOKTUR BEYY!!
daya şimdi karbamezapin,lityumlar.nöroleptikler ve antidepresanlar ama benimdir bana çare sendende ilacındanda ziyade..

PSİKOFOBİDE YAŞAYAN ELİFTİR.. ODA SİZDEN BİRİ SADECE BİR PSİKOLOG FOBİSİTİ..(belkide anlamamanız için yazıyorumdur)

dELLY'nin oda orkestrası



bir orkestra şefiyim
üzerimde karalar,jantiyim bu gün yine,parlıyor siyah rugan ayakkabılarım
gözlerim kamaştı toz kondurulmayacak yüceliğimden..
bir ilkim yine bayanlığımla ..çok konuşanlar orkestrasına şefim bugün..
gerile gerile geldim sahneye..
fragımın arkasını uzun yaptırdım neden mi?
bi yerim kalkık dolaşırken o bi yerimi saklasın diye
bu arada gizli mütevazilikle kendimi yeniden yücelttim..
(he en dibe itilemeyen dip not ; zaten sen hiç arkası kısa yaptırılmış frag görmüş,duymuş muydun daha önce ....hadi hadi adapte sorunu yaşama alış artık bol parantezli yazılarıma)
ellerimi kıtırdattım..
ve şimdi sopamla diyorum ki dikkatlere; 'aman ha not zeval' ..
NOT'A' masama 3 kere tık! tık! tık! başlıyalım şu müziğe artık!

kemanlarım çalıyor inceden gıy!gııy!gııyy!
ÖYLE güzel çalıyor ki ÖL! YE!
ne o çirkin mi geldi,dur dur, bu daha satırdan sese geçmemiş;ağzımla satıra döktüğüm şu tezattan doğurduğum akor sesim idi..
duyan var mı heeeeey duyan var mı sonatımı?
son ATı mı duydunuz mu,gördünüz mü?
koşuyor işte burada sizler için son sürAT...
arkama bakamam bulunmaz hint kumaşı giymiş halimle,bu burnu kalkık havada iken ses verin..
ses veriyorum dedim başlarken ya...şimdi ses istiyorum dedim..
lütfen demeye alışık değilim şefken..
emirimle idare edin..LÜTFEN!..
birileri bana baktığını söylesin ordan yeter ...
mikrofon ayarları mı bozuk..
sahnenin perdesi mi kapalı kalmış ..
playback bandımız mı kopmuş backte bi yerlerde..
backle backle düzelir birazdan elektirikler gelince....
tamda ben konser verirken elektirik kesilir
konser olur konserve ama konserve olmuyor bi türlü kon.serveT
(neyseki sanatı para için yapmıyordum ondan bir satır dışında moralimi maddiyatla bozmuyordum)..
kaldırıyorum bunu buzdolabının en ücra köşesine ..
buz gibi yürekleri donduruyor bu seslerim diye..
nerde akın akın insanlar hani..
halbuki bende izlenecek kadar akım pakım öyleyse akım akım bakın! bakın!
yoksa hiç bilet satamamış mıyım..
insanlar yan salonda neyi seyrediyor..
rekabette yine ezilmişmiyim?
reytinglerde yine yerde mi sürünüyorum...
ne bu sessizlik müziğimin içindeki neeeeeeee?..
alkışlasın birileri beni alkışlasınlar artık ,büyütsünler artık insanlar arasında küçük kalmış benii ..
yoksa ben büyütürüm işte böyle beni..
ama yanlış büyütüyorum baksana egoyla büyüyorum L.EGO ile oynuyoruz diye mi ta küçükkenden....
yok mu yardım edecek..
yok mu bir seyircim
bir alkışçım benim şu dakika dilenen vasıflara geçmiş sanatıma
kendi içimdeki sesler mi anca bu yönettiğim yoksa
kendi kendime işittiğim sonu gelmeyen notalarım
sonunda bir ES payı verdi birden camdan ESinti geldi diye mi bilmiorum
açtığımda gözlerimi
bu beyaz odadaydım
neden beyaz
beyaz bir hiçliği anlatıyor henüz hiçbirşey yok..
bir umudu,bir hayal dünyasını ortaya koyabileceğin her yer beyazda başlar
renkli boyaları süreceğin bembeyaz bir tual..
kıymetli dizelerini,satırlarını,yapıtlarını yazacağın bomboş bir kağıt..
banada bişe hayal et diyorlar işte burda.
elleri kolları bağlı iken bile hayal et bişeylerini..
düğümlü kollarımla
en marka yapmış vasıflı delilere ender üretilen gömlek ve ben..jantiliğimin esas yüzü bu ne yapayım yani...
herkese tahammülsüz gibi görünsede deli gömleğine tahammüllüydüm.tahammülümün gerçek yüzü bu gurur duymayım mı yani.
karşımda bir ayna
beni yine yalnız bırakmayan bakışlarda konuşuyor...müziğimi bölen suçlu o..
bir seviyorum bir sevmiyorum onu..
kendi benliğim diye seviyorum,başka seveni olamıcak diye seviyorum..
sevilmeyi hissetsin az buçuk diye seviyorum..
hep bakıyor bana orda sevmiyorum işte böyle anlarda
işte kırıyorum onu müziğimi bölen saygısız bakışlarda diye
ve şimdi o bir bakan,bin ayrı parçadan bakıyor bana..
elifler bölünüyor aynalarda
içimde paramparça olmuş elifle bütünleşmiş görüntü bu ha keza
ağlıyorum odamda bir o vardı orkestramda
birde sıkıldıkça metalleriini kemirdiğim üzerinde uyuyamadığım yatAK..
korkuyorum ondan korkuyorum oda beyaz diye
korkuyorum ondan hayallerden uykulardan korkuyorum diye..
gerçek uyumamakta diye uyumadım günlerce
ondan şimdi kelepçe ile bağlanıyorum bu yatağa bu gerçeğide o yerde sızıp kalıp görmiyim diye
bu parmaklıklar ardında herkes hayal et diyor,o zaman güzel dünya,
uyu masallı masalsız,zamanlı zamansız..yeterki uyu..ve gerçeğe göz kapa..
ama hala uyumuyorum aklını yitirdi deselerde halbuki ben aklımı kolluyorum bitmez gece bekçiliğimde gece çalmasınlar onu diye..
yine başladı o artık kopması gereken gıcırtılı tel gıygısı..
şimdi rahatsız ediyor demin huzur veriyorken ah aslında bu bişeylerin kaygısı..
tını mı tını tınıdık olabilir ama tanıdık değil bu çalan..
şu bana açılmış demir parmaklı pencereden bakarken ben,o müzik şimdi değişik çalıyor halbuki yine şef benim ..neden karıştı bu denli müziğim.
bu notalar,bu yapıt,bu ses karmakarışık şimdi bu bu evet sen.çünkü bu senin sesin,bu senin sen.fonun,bu senin sen.fon.in..
bu odada yalnızlığımda senin sesin bana çok çok uzakken uzakta iken (senfonOUTken) senfonİNimde (taa içimde böyle ızdırapla işte)..
hayır hayır sessiz ve hareketsiz kal yine..bir orkestraya iki şef olmaz.
istersen ipteki cambaza git eşlik et orada oynayabilmen bile daha mümkündür..
ben istemedikçe bozuk plağa mı alıyorsun
ne başa sarıp duruyorsun
tekrar dinliyorum rahatsız etsede lanet olası ritme böyle sayende alışıyorum işte ..
benden daha mı iyi çalıyorsun ne..
dayanamıyorum benden daha iyilere.
ilk anda kötü demem çok iyi olduklarından korkmamdan zaten hep..
çalma artık çalma ..çalma dedim bir inat..oh iyi oldu şimdi
gidip kopardım tellerini,gidip patlattım davullarını.. zurnaların deliğini tıkadım.yılanlar şimdi vızır vızır çıkamıyor sepetlerden sayemde..
yeter çalma diye diye akorları bozdum.. korları bile yaktım.
ve çok yoruldum bertarafım sahneme oturdum
biri bile dolmamış konuk koltuklarıma baktım
heryer boş ama protokolde biri var hemde ayakta alkışlıyor
kim ki karanlık orası seçemiyorum
nolur düşündüğüm kişi olmasın derken yine olamaz o yine işte ben...
son sözüm sana bu odada benim şeff.benim dedim bennn.. boşuna kendimle delirmedim.
daha fazla konuşmaaa orkestramda..daha fazla ilham olma şu or..KES..dramında..


bugün 24 eylül melül melül bu boş satırları yazdı ELÜL..

erkeklik kaideleri



sevgili kan emicilerle ilişkili dramlıculalar;

bir kızın sana saygılı davranmasını istiyorsan ona bolca küfür et ki
sana örnek bir insan olma çabası ile sana tek kelam küfür savurmasın

bir kızın sana bağlılığını sürdürmesini istiyorsan sen ona bağlı olma ki
o bağlılığınla sana örnek bir insan olma yolunda ilerlesin

bir kızın seni beklemesini istiyorsan sen onu bekleme ve beklemelisin de deme ki
o ümitsizlikte bile her şartta sana bir insanın diğer insanı bekleme dirayetini sana gösterebilsin

bir kızın sana dürüst olmasını istiyorsan sen ona bolca yalan söyle ki
doğru yolun gerçeklikler ilkesinden geçtiği konusunda sana örnek olma yolunda kendini paralamaya devam etsin

bir kızın senin ona olan sevgini merak etmesini istiyorsan ve çokca seni seviyorum ifadesini sen duymak istiyorsan
eskisi kadar seni seviyorum cümlesini zikretmemeye başla

bir kız tarafından sarılınmak öpülmek korunmak kollanmak istiyorsan ona sarılmama yolunda çaba harca ki insanlar sana sarılan seni kollayan olsun..

bi kızı hayatından öyle çabuk çıkarabil ki senin hayatından çabuk çıkmama gayretlerini onlar göstersinler...

tamam tamam bunlar bizi geliştiriyor
sizleri hayatta kişiliksiz yapar iken ama
hayır hayır ilişkiler bu kadar özverisiz karşı tarafın çabası ile yürüyecek bişey değil bunlar sadece sizin erkeklik kitabınızda yazan yanlış kaidelerinizdi..

kopan iplikte,kolpa diklik,kafaya diktik.


BE-TERS BÖCEK;

öyle dik kafalıydım ki sürekli yaralandım..yaralardan sora diktim durdum kafamı .sonunda diklim baş duruyordum diğer insanlara karşı ters duruşum bu durumumdan..

aşk kuaförüne gittim bişeyler kırptı kalbimden sağdan aldı soldan aldı derken yeni bi model sundu şimdiki modaymış bu kalp usturayla sıfır numarada..şık mı dersen bence rüküş ama rahat mı dersen çok rahat..

yzn ;elAF yok!

h.üzmez beni artık bu hüzünler,süzer seni süzüm süzüm son sözüm



sesi gidenlerin anısına

kanlı kulaklıklarımda,zehirli müziğinizle dinledim sizi,bir ölüm şarkısı dinlettim şimdi de end olsun diye yine nihavENDD makamımdan;

koşup,kayıp,kırdım yanaklarımı
bir daha ruhuma gideni öpmesin diye başkaları
kovulmak artık bu dizedende,adı kovulasının kaderi bahtı
son kez ardına baktı
hiddet mi vardı, şamata mı,kargaşa mı vardı,anlama kavuşturulamayacak anlamsızlıklar vardı..
yaşlara kan mı karıştı?
yürüdü bu kan davası,aldı başını ,yaşımca kanım oldu şimdi..
ama şu yalnızlık edebiyatını anlatmaya çalışan;
onları alıp alnına sadece süs olarak yapıştırdı..
kanılarım,tespitlerim,hepsini tespihe gömdüm.
sabır suyuna benzin katıp yaktık..
sora yanan ateşi,buz tablalarının arasında nefessiz bıraktım..
sönsün! sönsün!sensin yanan!ateşin sönsün!
demekki ne yanmalara,ne yanan bişeye alışık değilim
güneşe gidenler varken güneşten kaçacağım her kıyametimde.
ışık istemiyorum ben,yarasa misali karanlıkla yaratılanlardan ben..
git dedi kovan ses; git başımdan!
bu kapıda aralık ayını çoktaan geçti.
rüzgarlar deliğinden bile esemiyor sana...
ama içeri girsen;sana,kendine zararlı fırtınalar esiyor..
peki dedim peki..son kez kovulacağım hudutlarda dolaşıyorum
sattın mı bütün arsalarını? sat! sat !
içindeki arazilerden üçe beşe kalmasın.
ne varsa alsınlar senden,sen işleyemezsin o bahçeleri
çünkü kendi arazine dahi bahçıvan değilsin
senin bahçıvanlarına bile şekil veren benim dedi benliğin..
bahçıvanım hep bahçesinde bekledi ama hep bi kepçe .çiçekleri tamda ekecekken...
kürek yedi,balta yedi,kazık yedi,kaçtı bahçeden şimdi.
halbuki dediler ki neden sattın arazilerini? (kim mi dedi?)
içimde baş kaldıran; aha! yine asi bir elifler cumhuriyeti
bu çokca medeniyetten yoksun olmuş,medeniyeti kurmak; çok kolay..
bir o kadar yalnız,bir o kadar ucuz, yönetici ve yönetilen;
işe yaramayanlarla yarayanlar aynı devlette,yine aynı kimse ; bir tek o elif.bir tek elif o..(elif bir ve tek demek ya o o aslında..).
bu cumhuriyet ne kadar ileri gider ne kadar geri ??
asıl benliğini bilmeyen her benlikli küçük küçük,küçük görülen eliflerle.
kendi içinde acı çeksede,müttefiksiz ayakta kalır mı artık?..
kalacak..kalacak yeri olmayana kadar hiç değilse toprak anada çadır kuracak..
ben ancak ondan kovulursam artık atık olmuş çatır çutur gamlarımı yemem
'kovan kovan ballar içinde erisem! çok tatlı bi ölüm olurdu..'
işte şimdiki manam bu..
'kovanlar arasında eriyorum' ama tad bulamıyorum..
son söz; tmm tmm tek kelam etmeden daha gidiyorum..gitmem istensede istenmesede git diyen dudaklara hay hay deyip kafa sallıyorum..
ama tek kelam edebileceğim tekrar ümid edilmesin

..işte ben asıl o zaman dönüş biletimi yırtıp giderim....

07 eylül 2008 pazar saat:17:37
yazan ;bu dünyada sadece bir E.T. parçası..

EN -kaz' sensin..




ah dünya ah dünya
yanıyorsun gazın mı çok
sönmek için dönüyorsun
ne için ne için yar dönüyorsun
ney sen niçin için için yakıyorsun
çalınınca beynimden niye vuruyorsun silah mısın kurşun musun kulağıma
mevlana mevlana niçin yar sen dönüyorsun
dünya döndükçe anlanır mıydı sen döndükçe birgün dünya durulurda durdurulur muydu
ya bakma yar sen bana bakma yanıyorum yanıyorum başımdır bu sora yanarken dönmeye başlar döndüğünde yanar..
yar dönme yar dönme gittin gidiorsun madem dönme...
yaşamın kıyısındayım yaşamın kuyusundayım
onlar döndükçe aşık olanlar döndükçe..
ölümün yarısındayım
bu diyardan usanmaktayım
toplumlar geçti
yaşlar geçti
bir ömür geçti
bir kalem geçti kağıttan
ne darbeler vurdu bana sana
senin sözlerin bana hep bomba
ve sayenizde hep bir devir enkazdır bu dünya.
şimdi dönmesin hiçkimse geriye bitsin artık bu dönence..

ELLA KUYUSUNDAN ÇEKTİM..

ELY'NİN BİR ZAT'A ELLYİM MÜTEŞEKKÜRÜ.

.
daha çok şiir yazmak ;bazen daha çok acı çekmek demek..
daha çok şiir yazmak; bazen daha çok özlemek demek onu,bunu,herhangi bişeyi yada kendini...
daha çok şiir yazmak ;umutsuz anında bir umut arayıp bir kaleme sarılmak demek. işte o kaleme sarılmak için yine en dipte olmak gerek her kelamın en öncesinde..
daha çok şiir yazmak 'beni anlamıyorlar'dediğin kişilere inat onlara anlatmak için kendini paralamak demek...
daha çok şiir yazmak daha çok mahzun bakmak demek hayata ,hayattaki her kareye ..
daha çok şiir yazmak daha düşünceli olmak demek her adımlardaki detaylaraa..
daha çok şiir yazmak ruhu doyuruyor sanarken dahada acıktırmak demek bu leziz maneviyatla bir diğer maneviyatı..

bilmemki şimdi tüm bunlardan sora kursam mı ki sana 'işte böyle nice nice şiirlerine!' diye bir cümle ..tebrik ederim şiir alanıda dahil hayattaki her alanınızda başarılar dilerim.

(çok eskilerden BEN DENİZ..E.T.)

e'nin çöken geri dönüşüm kutusu..



Beş kısımlık bir aşk bu,eğer aşksa bu,beş kısımlık bir yükseliş,bir iniş devri,bi çöküş devri ki iyi ki Osmanlı bura da kurulmadı...

Birinci bölüm.gıygıy..vuruldum ben sana ayı bu ayda korku çoook.heyecan çook.utangaçlık çok çekinmek çook.beklenti çokk umut çok huzur çook her şey bol kepçee.beğendi mi beğenmedi mi sevdi mi sevmedi mi karşısının kendinden öneminin daha fazla olduğu tek ay bu.. şüpheler,kaygılar en azda güven çıtası ve en yüksekte. Dengesiz bolluktan. kalp titreşimleri keman trıng dınk trıng tınk)drıng drıng dın dındın dırırın..

İkinci bölüm..at koşturma ayıı sevdim be en çok seni sevmişim be annemle tanış babamla tanış ağabeymle tanış herkesle tanış..seviliyorum çok seviyorum evlenmeyi düşünüyorum...at koşturma.dındırı dındırı dındırı dındırı

Üçüncü bölüm noluyoruz ayı..aldattın mı sen beni ilk defa gönlümü mü kırdın bana bağırdın aşk olsun sanaaa ayıı bu ayyy düşüşe mi geçtik olmaz senle bi hayat zormuş be bu hayattt..kahretsin bu ayııı ..sorasında özür ..hadi bir geri ..bir adımda ileri bir adım geri bir adım ileri aynı yerden geri geri geri..

Dördüncü bölüm..daha neler artık e pes yani devri bir kere aldatılmamışım ki defalarcası olmuş..bir kere affetmemişim ki defalarcası olmuş.hala mı ben hala mı o,herkes mi hayatında biz yokmuyuz aslında hayatımızda..Çemberimiz genişlerken mide de genişti o ay..sabır çoktu karşı da yoktu..ne olacak yani bitecek elbet hadi kızım hadi zorla şu kendini gördün yeterince ihanE.T...

Beşinci bölüm..elveda elveda sevdiğim kanlı yaşlar akar durmaz yıpratır karşısı putperest gibi duruyor duruyor şaşırıyorsunnn..donmuş kalbi o sıcaklık gitmiş idareten kalırsan kallll gidersen gitt bitersen bitt hayat boş diyor aşkı geçtikte beni avutması bile yarım ve yalan kalıyor..beden şimdi çökmekten çökELEK oldu.

10 TEMMUZluydu ayağıma yapıştıydı kaydımdı düştümdü gradadımdı daşdımdı..

sadece kafa sallama mac-KİN-E-siyimdir.



ekmek bulamıyoruz ama elimizde pasta var..doymak mı sadece amaç o zaman hadi en lüksü ile doyalım
değerli değersiz kıstaslar matinemizde zaman makinesi icad oldu mu derler e zaten ben senin zaman makinen.
ben geçmişini hatırlatmıyor muyum gelecek hayalleride kurdurmuyor muyum?
çayın demirime zararı neyse sende o bilardonun meşur kara bağlamış 8 rakamlı topu.
çok mu uğurlusun çok mu uğursuzsun pek bilmiyorum oyunu bilmediğimden
ketılda su kaynattım sana gelde poşet çay içelim.tadsız dokusuz ama sadece içme hissi olsun diye.
tembellikle çalışkanlık arasında giden ben çay içebilecek kadar hala çalışkan..
bak şimdi ben konuşurken bile dökümaNTARİgibi türediler...
tamam önerdiklerinizi yapıorum tamam..babanne bulduğun bilmem kimle evlenicem tamam senin için yazları ağvaya gezmeye gelicem.
tamam arkadaşım dergine yazı yazıcam tamam diğer arkadaş sitene editör olacam
tamam gruba çağıranlar grubunuzda keman çalıcam
tamam baba tekrar össye giricem masrafsız bi yer kazanıcam
tamam baba tamam bi yandan senden harçlık almadan desteğiniz olmadan iyi bi yere girip çalışıcam
tamam insanlar tamam bi yandan evi temizlicem..
tamam eski sevgililer sizi unutucam..
tamam arkadaşlar kimseyi takmıcam hayatı yaşıcam
taamam seni de arıcam çok zamandır ihmal ettiğim
tamam dualarda seni de unutmucam tamam
tamam para harcamıcam
tamam çeyiz denen o şeyi yapmaya bende kendimi zorlicam
tamam anne tamam senin istediğin gibi dantel kaşkol örmeyi bile bi gün öğrenicem
tamam tamam tüm bunları yaparken nası olacaksa ben ben olacam
ricalarınız bitmiyor.
tamam tamam dinledim yeter ben hiç birini aslında yapmıcam

MADENİ PARA attın mı suya.bi dilek tut diyorlar ama nereye attığına bakmadan tutuğunu.
o pastayı bulamayan ekmeğe saplanmış mum kadar püfffsün hayallerim..

(bu ara değil eski arşivsELL yazınlarımdandır)

sat-ılık lık lık..

E.T.NİN KOPUĞUN İLAN MECRASI




SATILIK KALPLER VAR UMUTLAR VAR DOSTLUKLAR VAR ALAN VAR MI ?

(farkındayım cok alan olucak cünkü herkez satılmısları kullanıyor hayatta ) biraz reklam lazım tabi doktordan desem yeter mi ki?..çok vurdum çarptım gömçürdüm ama tedavi ettim sürekli..tedavi olmaya alışmışlıktan doktor olmuş kendi kendine..

tüm maskesizlere..



StELLA diye biri yazmış..ondan alıntı.nereden kaydetmişim hatırlamıyorum belleğimde kalmış.hoş bir yazı,kendi bölgeme de kaydedip paylaşmak daha çok hatırlamak istedim....

"...kendimi pek sevmem. yapmacigim! ne sizin dusundugunuz kisi, ne de olmak istedigim kisiyim. toplum icinde bir maske takarim ve boylece kimse icimi goremez! bu benim soytari yuzumdur!! sizi mutlu eden birseyi soyleyebilirim ve sizinle mutlu olurum.

sinirli misiniz? ben de sinirliyim.
bu kadar benzer olmamiz ne ilginc degil mi?

ben mutsuzum, ama bunu size soylemeyecegim. sadece sizin hislerinizi olcecegim bana sempati duyana kadar... siz de ayni sebepten dolayi mutsuz olana kadar!

zeki misiniz? guzel, ben de olabilirim! ben de o kitabi okudum ve o filmi gordum! ya sizin o sevdiginiz sarkiya ne demeli? ben de ayni sebepten dolayi seviyorum! zeki degil misiniz? oyleyse ben de degilim. lisede matematik derslerini cok seyrek gecerdim. ne kadar aptaliz, oyle degil mi?
sizi sokakta gorursem hatirlamayabilirim. eger benim icin o an onemli degilseniz unutulursunuz. eger sizi hatirlarsam saklanabilirim ve boylece konusmak zorunda kalmam. eger planlarimda yoksaniz ve benim icin birsey yapamiyorsaniz, aklimda sadece bos bir cizgisinizdir! soyleyecek hicbir seyim olmaz!

sizin dusundugunuz kisi degilim ben! sizin oldugunuz kisi olmak isterdim. cok cesur olmak isterdim!! ama siz bunu bilmezsiniz! yapabildiginiz herseyi ben de yapabilirim! biraz daha vahsice ama! gulebilirim de... fakat icim korkunctur ve siz bunu da bilmezsiniz! sizin dusundugunuz kisi degilim ben!! sizin yerinizde olsam beni sevmezdim! sizi icimdeki aciyi hissetmek icin kullandim. sizi benim icin iyi seyler dusunmeniz icin...
sizin yerinizde olsam beni sevmezdim. sizin dusundugunuz kisi degilim ben!

hicbir zaman benim yasadigim hayati yasamayacaksiniz!
hicbir zaman beni gecenin ortasinda uyandiran hayati yasamayacagim!
siz savasmaktan vazgecmis gibi gozuktugumu soyleyeceksiniz!!!....."

2 Mart 2010 Salı

Şili depremi günleri kısalttı..kıyamE.T. nerde kaldı?



blog,moda vs. ne gereksiz dünya varsa bütün dünyalarda neler oluyor herkes haberdardır elbet birşeylerden ama gerçek dünyamızda neler oluyor ne kadar farkındayız bilmem.

2012 filmini henüz çok gecikmiş olarak bugün izledim pek beğenmedim tabiki limuzinle deprem yüzünden yarılan yollardan,karavanla patlayan yanar dağların lavlarından kaçmak evet amerikalıysa doğru bir klişedir elbet birşeyi abartı noktasında hep aynı oldukları için başbakanlarının tv konuşmaları gözümü dolduramıyor bile hatta kaptan misali dünyasında milleti ile beraber ölümü göze alıp kaçış gemisine binmeme tercihi aman ne onöör vaziyeti ve gerçeklik dışı bir hareket tam amerikalıların insani davranışları açısından ciğerimizi dağlama istekleri.. modern nuhun gemileri kaçımızı gerçekten kurtarabilecek mi tabiki Allah biliyor ki kıyametimizden kaçış yok..

ve şu filmin ardından da haberlere bakarken şili depremine dair yine birşeyler dinledim.şimdi de buradan bir haber gözüme ilişti..en azından şu dikkat kesildiğim bazı ayrıntılı haberleri herkes duymalı ve okumalı sanırım..önemli bir gelişme olduğu aşikar..

Geçen Cumartesi Şili'de meydana gelen 8.8 büyüklüğündeki deprem, Dünya'nın kendi etrafındaki dönüş süresini, yani bir günü kısalttı.

NASA uzmanlarından Richard Gross tarafından yapılan hesaplamalara göre, Dünya'nın bir günü 1.26 mikrosaniye kısaldı.

Saniyenin milyonda biri mikrosaniye olarak adlandırılıyor.

NASA'nın araştırması, Şili'deki deprem sonucu Dünya'nın ekseninin ne ölçüde kaymış olduğunu da ortaya koyuyor. Yapılan hesaplar sonucu Dünya'nın ekseninde 8 santimetrelik, bir başka deyişle 3 'inç'lik bir kayma olduğu belirlendi.

Araştırmayı yürüten Richard Gross'a göre, aynı hesaplama modeli 2004'teki 9.1'lik Sumatra depremine uygulanacak olursa, o depremde de Dünya'nın bir gününün 6.8 mikrosaniye kısaldığı ortaya çıkıyor. Sumatra depreminin yol açtığı eksen kayması ise 7 santimetre yahut 2.76 inçlik ölçüde.

Şili depreminin 2004 Sumatra depremi kadar şiddetli olmamasına rağmen daha büyük bir eksen kaymasına sebep olmasını NASA araştırmacısı Gross iki nedene dayandırıyor: İlkin, Sumatra depremi Ekvator'a yakın bir noktada meydana gelirken, Şili depreminin güney yarımkürenin orta enlemleri dolaylarında oluşması. Bu da son depremin Dünya'nın ekseni üzerinde daha etkili olması sonucunu doğuruyor. Gross ikinci sebep olarak da, Şili depreminin meydana geldiği fayın, Sumatra depremini üreten faya nazaran Dünya'nın merkezine daha dik bir açıyla yöneliyor olmasını gösteriyor.
..........................
Şili’de dün meydana gelen ve 1.5 dakika süren 8.8 büyüklüğündeki deprem, dünyanın yarısını alarma geçirdi. Artçı depremler bile 6.9 büyüklüğünde
..................................
Şili depremi, son 100 yılın en büyük beşinci depremi
Amerikan Jeoloji Araştırma Merkezi, dün Şili'yi sarsan 8,8 şiddetindeki depremin, son yüz yıl içerisinde dünyada gelen birçok depremden daha şiddetli olduğunu açıkladı. Merkezden yapılan açıklamada Şili depreminin, 1906 yılında Ekvator ve Bolivya'yı vuran depremle en büyük depremler sıralamasında beşinciliği paylaştığı kaydedildi
.................................................................
üstelik şimdi yaptığım kısa bi araştırmada şili isminin ne demek olduğunu öğrenmiş oldum..hikmet aramak gerek mi bilmem ama paylaşmak istedim bu ilişkiyi.İsmi Aymara dilinde "Dünyanın bitimi" anlamına gelen chilli kelimesinden gelir.dünyanın bitimi dünyanın bitimi noktasından başlamış olabilir mi ne dersiniz?

ve de şilinin jeolojik yapısını değilde halkı ve dini inancına dair merak edipte yaptığım bir araştırma şunları diyor.ve görüyorum ki onlara dua etmemiz için bir hayli sebep var..bunları biliyor olabilirsiniz yada cumartesinden beri epeyce fikir edinmiş olabilirsiniz şili hakkında ama ben benim gibi pek tv izlemeyen kimseler için yazmak istedim.

Şili nüfusunun %95'ini avrupalılar ve torunları oluşturur. Genellikle Basques.Ülkeye özellikle 19. yüzyılda Avrupa'dan İngiliz, İrlandalı,Alman göçmen gelmiş sonraları ise Hırvatistan,Filistin,İtalya'dan göçmen almıştır.Yerliler nüfusun sadece % 3,2'sini temsil eder.

Şili istatistiklerine göre Şili'de 50,000 (0.30) dolayında Müslüman bulunmaktadır. Birçok İslami kuruluşun bulunduğu Şili'de; Şili Müslüman Toplumu ve Es Selam Mescidi Santiago şehrinde, Bilal Cami Iquique şehrinde, Muhammed Kültür Merkezi VI Coquimbo şehrinde bulunmaktadır.
1856 yılında Suriye, Filistin ve Lübnan'dan Şili'ye çok miktarda Müslüman göç etti. Bu Müslümanlar Müslüman Toplumu Birliğini kurdular. 1988 yılında Şeyh Tevfik Rumi öncülüğünde ilk camiyi Santiago'da inşa ettiler. Cami 1989 yılında tamamlandı. 1980 yılı sonlarına kadar birkaç yerli Şili İslamı seçmişti. Bu cami tamamlandıktan sonra İslama geçenlerin sayısında önemli bir artış oldu. 1998 yılında Şeyh Tevfik Rumi'nin vefatından sonra Üsame Ebu Gazali Camiye imam olarak seçildi.

neyse özet olarak Allah sonumuzu hayırlara çıkarsın.felaketzedelere yardım ihsan etsin.



ve en son olarakta dünya dönüyor sen ne dersen de diyesim de geldi kendime ...şu görkemli dünya resimlerine bakarken içinde ne büyük mucize ile hala yaşadığımızı sizde ben kadar düşünüyor musunuz bi an acaba..boş bi evren içerisinde hızla dönen dünya,katmanlarla bizi koruyan,denizlerin karalara taşıp karışmadığı,zararlı gazların içeri girip ciğerimizi dağlayıp nefes almamızı engellememiş olmaları falanı filanı gece gündüz ve mevsim oluşumları herşey yeterince mükemmeldi biz doğayı kirletip birbirimize düşüp stres yüklenmeyene kadar.enerjiyi içimizde biriktirmeyene kadar.ee kendimiz ettik kendimiz bulduk artık.şimdi o kıyamet gününde işte kimse kaçmasın avaz avaz bağırarak.. o amerikan başkanının sahteden onurlu hareketi gibi ben yaptım doğa sana bunu beni öldürmeyi hak ettin demeliyiz..hayırlısı.

1 Mart 2010 Pazartesi

krallarda MİMlenirse fena MİMler haa..



Epey bi zaman oldu mimleneli fakat ilkten bu mim konusuna pek anlam veremediğim için biraz zaman aldı anlayıp harekete geçmem öncelikle kuralların gereğince beni mimleyen sevgili kirazzade hanfendiye selamımı bahşediyorum ve pek gıymathlı sitesinin linkini veriyorum ve reklam bedeli bile almıyorum..

akabinden sorulan sorulara geçelim efenim

1. Sizi mimleyen kişinin linkini verin

http://kirazzade.blogspot.com/

2. Çocukluğunuzda anne ve babanızla (yada aile büyükleri) yaptığınız ve sizi siz yapan şeylere katkısı olan bir olay veya bir aktivite...ve hangi yönünüze katkısı oldu?

bunlar ne kazık sorulardır anlamış değilim bende..

aile büyüklerinden en büyük katkıyı sanırım en disiplinli titiz detaycı aile bireyim olan abim mustafadan aldım.mesela bir gün ekmek kesiyordum muffakta saolsun napıyorsun yanlış taraftan kesiyorsun diye kızıverdi sora bende ekmeğin tersini çevirdim anlamayaraktan ekmeğin tersimi olur diyerekten,yön değiştirsemde yine kızıyordu hala yanlış yön diyordu.. Allah Allah nesi yanlış dedim kendimce sora o kıtırlı tarafını öne doğru aldı ve sağdan sağdan kesti soldan değil.. ekmek dilimlerinin bile yönünün olabildiğini gördüm..sora bir günde tuvalet kağıdı bitmiş tuvalete yenisini tak demişti afedersinüss...takıyordum sora taktığım yöne yine kızıyordu çok dikkatsizsin yanlış yöne doğru takmışsın nesi yanlış dedim,o da görmüyor musun kağıt arkadan geliyor önden değil dedi..hee tamam deyip düzelttim sora ne olursa beğenirsin yine yanlış yöndü yine uyarıyordu.. ya nesi var yine dedim,görmüyor musun ördek motifleri ters geliyor demişti..ben gülerek ve hak vererekten böyle çok mühim bi konuyu da öğrenmiş oldum sayesinde.kızardı falan ama sayesinde bu gibi örneklerle eğitim konusunda hayatıma çuvallar dolusu katkı sağlamıştır..diğer bireylerin yeterince varlığı değil yokluğu da benim ben olmama katkıyı çokca yoklukları ile sağlamıştır..

3. Çocukken oynamayı en sevdiğiniz oyun ve oyun aparatı neydi?
sanırım babamındı yepyeni idi kutusunda hatırlıyorum bi kaval vardı almanyadan alınmış çok lüks bişiydi,kutuda özel profesyonel bişeydi.:P profesyonel koyun güdümleri içindi galiba..çiftliğimizde vardı ama çok sorasında inşaa edildiydi çiftlik ama sonuçta dedemin ezelden hayaliymiş babamada geçmiş demek.. zira ondan mı alınmıştı acaba o hiç bilmem..onu çok çalardım ben olmuştum ilk ve son sahibi ben eskittim ve sora kayboldu bak..sora bide çamaşır leğeninle çok oynardım onu iple belime bağlayıp sopalarla trampet yaparak çalardım ilkokulda bandoya girmek için çok yalvarmıştım ama hayalde kalmıştı sadece ailem yollamamıştı.izci olmuştum anca..bide mızıka vardı sanki onu da çalardım çok.ama aklım hep aşşağıdaki darbuka ile halamın kızının orgunda idi..çok müzisyen doğmuştum doğrusu.bide almanyadan gelen türlü türlü barbie bebeklerimle çok oynardım tabi o da moda tutkumdandı diyebilirim.barbiler üzerinde ki türlü türlü kıyafet kombinlerinleri ile eğlenirdik işte..sora paten kayardım çok evin içinde bile :D

4. Çocukluğunuz veya ilk gençliğinizle ilgili keşke daha farklı olsaydı dediğiniz bir durum?

keşke daha çok çocuk olmayı becerebilseydim.toplumda bütün çocuklara sofra kurulurken ben annemin dizinin dibinde yemek isterdim mesela çocuklarla hiç kaynaşmak istemezdim çekingenlikten.çocukken bile hiç yaramaz değildim keşke yaramaz olsaymışım bi nebze.ama keşkelere iyi ki ekleyende bi özelliğimde vardır.iyi ki toplumlarda sıkılan kendini pek barındıramayan bir insanda olmuşum diyorum çift yönlü bakabiliyorum olaylara.hiç bi topluma dahil olmadığım gibi her toplumca mesafeli şekildede çok sevildiğimi hissederim çünkü ben topluma girmeye karar verirsem toplum beni sonuna kadar kabul etmeye hazırdır aslında.ama değişkenlik,memnuniyetsiz bir kişinin herhangi bi topluma girmeden o toplumda sürüklenmemeyi başarması ile huzurunu tekrar tekrar başka yönde araması tatminsizliği ile başlıyor.ama bu tatminsizlik monoton değil eğlenceli olandır.

bide keşke lise sonda başımı zorla açmak zorunda olduğum son dönemde de açmasaymışım..açmayanlar çok direndi ve af gelince kapalı halde girdiler çünkü..bide keşke açmak durumunda olanlara açanlar beddua etmeseydi.açmayanlara da açanlar etmeseydi.kişisel değil buda toplumuma dair bi keşke keşke kimse bölünmese idi..

5. Sokakta oynar mıydınız? Neler oynardınız?
pek sayılmaz evimiz cadde diye ama yine de arka mahallelerde takıldığım olurdu tabiki evcilik tabi dışarıda oynanan cinsinden:D ,seksek,ip atlama düşkünü idim evde de durmazdım.uzun koridorumuza karşılıklı iki sandalye koyardım onların bacaklarına ip geçirip birler,ikiler üçler falan ipi kendi başıma da çok atlardım her şekliyle yani.. yakar top,saklambaç,yerden üüüksek:P her oyunu oynamışımdır pekçok kez ama yine toplum oyunlarını sevmezdim iki kişilik oyunlar tercihimdi.şa-şırt-ma-ca-larr diye başlayan el oyunları vardı bide orta sona kadar oynamışızdır herhalde el kızartmacası ile birlikte ..bide cesaret mi itiraf mı diye bişe vardı sanırım adını yanlış hatırlıyo olabilirim off fena oyundu..

6. Çocukluk veya ilk gençlikle ilgili iyi ki böyle olmuş dediğiniz bir olay?

iyi ki eğitimde her darbeyi gördüm iyi ki hayattada her darbeyi gördüm iyi ki de yalnız kaldım ben kadar ben oldum..karamsar görünümlü çok iyimser bi iyi ki demektir bu aslında buna iyi ki diyen kişi diğer gelen bütün güzelliklere hayli hayli çoktan iyi ki demiştir zaten..

7. Varsa çocukluk dönemine ait bugünü etkileyen bir olay veya anı..

çocukken dedemin çiftliğinde tatile koşmak güzel bişeydi.koyun güdmek,süt nasıl olur,bal nasıl olur,buğday nasıl olur,nasıl biçilir,nasıl ayrışır.değirmen nasıl çalışır,nasıl una döndürür,su nasıl çekilir kuyudan,elektriksiz dağ başında gaz lambası ile yaşam nasıl olur,yıldızlar gökyüzünde kocaman nasıl görünür tepelerde..hayvanlar alemi nasıldır? pekin ördekleri,tavuk ve civcivler,inekler,kanka olduğum köpekler,eşşek arıları,dağdan inen çakallar,kurtlar.ahır kokusu yeni doğan kuzular.fındık toplamak,domates,biber salatalık yetiştirmek,hormonsuz tadlar,kavak ağaçları,traktör ve ramorkta gezenti nasıl olur..dağa nasıl haykırılır ve yankı nasıl olur derede aksiseda nasıl olur,köylü bir işçi kız ile nasıl arkadaş olur kendini şehirli bilen kız..küçük işçi kızdan ne çok şey öğrenilir.peynir nasıl olur saf manda sütünün farkı nedir.kafesten yumurta almak..tüfekle nasıl ateş edilir falan filan..hayata başlarken yaşadığım en güzel deneyimlerdi bugün çevreye ve doğaya bakışımı bu geçmişimin fazlasıyla etkilediğini düşünüyorum..bide iyi ki ata bindim dünyanın en güzel hislerinden birisi..

ve sorular bitti sanırım adet gereği benimde birilerini mimlemem gerekiyor..kimseyi tanımıyorum pek diyaloğumda yok ama ben yine isimleri yazayım cevap yazmak istemeyen yazmaz zaten pek kimse sevmiyor sanırım mim cevaplamayı isim yazmak yeterli oluyor mu bide haber salmam ayrıca gerekiyor mu bilmiyorum ama umarım görürsünüz.rastgele..

nohut oda ve naki mimledim sizi...bide yeniden kirazzadeyi mimlesem nolur acab..mimini benim şerefime yine kopyala yapıştır ben anlamam :P

bugün ki rüyam çok mu politik?

rüyalarım ve kabusat kısmına güncelleme yerine yeni başlık açmış bulunuyorum çünkü yine ehemmi bir rüya gördüğüm inancındayım ama yine anlamış değilim nedir bu şimdik?

bugün bir yerleşim bölgesinde hayatın tükendiğini görüyorum sadece 8 kişi yaşamını sürdürüyor.heh ne felaket tellalı insansın bide geldin anlatıyor musun demeyin çünkü rüyada bahsi geçen mevki israil imiş.ben rüyada bir haberci kimliğimle oralara sızıyorum ve gördüğüm manzaralardan ibret alıyorum.israil halkına direk bir açı ile gelen güneş bütün halkı eritmiş,kan revan içinde yerlerde yatıyorlar kiminin yüzü erimiş sıcaktan kiminin vücudu.ama haberci takılan medya olan bana güneş bile vız geliyordu rüyamda galiba ki ben hiç sıcaklığa dair birşey hatırlamıyorum.sonra yürürken o sekiz sağ kişiden birini görüyorum sol yanımda tükenmek üzere bir tekerlekli sandalyede kan revan içinde karnını doyurmak istiyor çok aç ama kıpırdayacak hali yok kendi kolunu koparıp koparıp yiyiyor.

işte böyle tuhaf hiselerle bir rüyadan daha uyandım bu ara israili kafama takıpta yattığımda söylenemez ama belkide sonları yakındır katliamlarından sora artık birbirlerini ve kendilerini yiyip tüketmeleri yakındır ben sadece buna yorabildim..
ama tabirlere baktığımda ne israili görmek ne insanların erimesi tabiri söz konusu değil ama insan eti yemek tabiri bir nebze rüyamın tabirini karşıladı ee tabirde ayniyle hayata geçse pekte fena olmaz hani israilden sora onlar tükenirken günden güne birazda müslüman devlet kalkınsın benim servetim sayesinde he...

Rüyada bir insanın etini iştah ile yediğini ve kopardığı yerlerden kan aktığını görmek; istemeden büyük bir servete konmaya işarettir.





bazen rüya görünce dünyada kendi kendimede gördüğüm yaşantı yetmiyor mu da bide rüyada huzursuz olaylar görüyorum,yaşıyorum diye kızgınlığa büründüğüm söylenebilir sanırım bunu çözmekte artık benim elimde yıllarca şerefsizim benim aklıma gelmişti hatta alay konusu etmiştim dediğimiz icadı yine japonlar icraata geçirmişler işte rüya makinesi size bize izlemediğimiz filmlerin afişine bakıp izleme şansımız olabilir mi acaba:D ,



takara,isimli Japon firmasının geliştirdiği rüya makinesi, kişinin arzusuna göre rüya görmesini sağlıyor. Cihazın çalışma sistemi ise şöyle; uyumadan önce rüyanızda görmek istediğinizle ilgili resme bakıp kayıt cihazına bilgileri verdikten sonra bu cihaz, ses, ışık, müzik ve kokularla uykunuzun REM döneminde istediğiniz rüyayı görmenizi sağlıyor. İlk önce fonda çaldığı müzikle uyumanız için rahatlamanızı sağlayan cihaz sekiz saatlik uykunun sonunda ses ve ışıkla sizi uyandırıyor.

Blog List

Denemelere kısa yol

Foto imzalarım

kontrol amiri

tura

logos