31 Ocak 2010 Pazar

geçti geçti yine geçti.vakit geçti ama olsun yine de geçti ya.

bugün pazar tiksinç pazar mutsuzum çok mutsuzum ama geçti geçti size anlatana kadar haykırırkendi o sancım siz avutana kadar geçti yine kendi kendine yendim yine.duygu patlamam tavan yapıyor alışılmamış boyutlarda çıldırıyorum.. sora 15 dakika içinde tamamen duyarsızlığa geçiyor halim. gittikçe aşırı duyarlılıktan aşırı duyarsız anıma geçiş sürecim kısalıyor.önceden bi kaç saatti kendimi yiyip bitirmem şimdi 15 dakka..hiçliğe yaklaşmanın adımı bu,yenmeye yaklaşmak yok olduğumda yenmiş olucam yani.dindi yine dindi çok şükür biliyorum yardım etti yine bana sıkılan dişler,sinirle ete geçmiş tırnağın battığı avuç içindeki tırnak izleri,yolunmuş saçlar,göz yaşından şişmiş gözlerr,kızarmış tıkanmış burun dünyayı duymayan kulak..dahası manevi hasarı böyle tasvirle anlatılmayacak ruhumm..yardım ettiler yine bana.dişimi sıktım,tırnağımdan arta kalanı biriktirdim size,saçımı süpürge ettim,iyi koku aldım çok hissettim çok hissetmedim sonunda verdiğiniz gibi çok şeyle alıyorsunuz şimdi..saolun çok yardımcı oldunuz bana kriz masamda..

25 Ocak 2010 Pazartesi

duvar-var (var-yemez)

Beni yalnız koyan belki de sensin duvar.hiç olmasaydın hiç icad edilmeseydin toplumda var olurdum.hangi toplum olduğu umrumda değil ortalarda bir yerlerde olurdum..sefalE.T mi dersin buna belki de keramE.T. olurdu günden güne azalan oksijenime şifa olurdu..sen yerine insanlar donmamı engellerdi belki sen yerine insanlar sper olurdu karşımda düşmanlarıma,tehlikelerime belki.. belki tehlikelerin yanında büyürken her tehlike dostum olunca zaten tehlike arzetmez olurdu artık alışınca bana da.. sen yerine insanlar dayanağım olurdu belki..senin en güzel noktandan tuğlanı çeksem belki de dökülürsün derler ya hemen.ya sabrını sabırla inşaa edenler onlar bi tuğla ile yıkılır mıydı?

insanlar mı hapis ediyor ya şimdi beni içlerine.evlerinde gibiyim bazen çokta yabancı kalıyorum içlerinde,huzursuzumm galiba.. yoksa sen mi hapsettin beni de özgürlüğü anlamaz oluyorum ama yine de arıyorum.sen iyilik ettin de ben nankörlük ettim mi bunca zaman böylesine..söyle söyle..sen konuşmadın da ben dinlemedim mi..ben anlatmadım mı sen anlattında ..içindeki sessizliğine en çok ben kulak kabartmadım mı?bunca zaman yoldaş oldun ama yollarda da önüme çıktın her yerde kendini hatırlattın ama istedim ki son düştüğüm uçurumda da karşımda olaydın sana çarpıp düşeydim bu kadar hızlı düşmezdim..hızımı kesseydin lafımı hiç kesmediğin gibi..

soğuk olsan da dayandığımda hep arkamdasın.bıçağın da yok üstelik sen arkamda olunca hiçbir insan arkamda olamıyor biliyorsun ..bildiğim için güveniyorum sana hiç yıkılmadın dimdik durdun yıllarca diye her zaman sana özendim.hiç değişmedin olduğun gibi kaldın gelişmesen de gerilemedin de en azından ben gibi.vazgeçmedin benliğinden düşmeden kalkmadan hep dimdik mi olunur du yahu..yok be olunmaz bence yalancıydın sen böylede kalınmaz ki hayatta..sen oldun sen her zaman sen bencil miydin yoksa..biri seni yıktığında toz duman edersin etrafı ya hani öyle bi ses gerek bana da yıkıldığımda,yıktıklarında beni can evimden vurduklarında..gözlerine kaçmam lazım kırıklıklarımla parçalarımla..sensiz hayallerimi bile çöpe attım.biliyorum nereye gitsem duvarlarımı taşırım..sana doğru kapandım,geri sayıyorum hem de yavaş yavaaş.. insanlar iyi saklansın istiyorum zulalarına,bulmak istemiyorum çünkü kimseyi.bulunmak istiyorum artık başkaları tarafından.bende oynamak istiyorum oyunları.saklanma heyecanlarını görmek istiyorum hep yanlarında olmak istemiyorum artık..inziva arıyorum,uzaklık varın yokluğunu..lütfen..yeter ki saklanacak vakit verin ahizenin içine bile girer sabrederim..oyunu kazanmak için değil inanın oyunlar da uzun sürsün artık hayatımda diye..ben sora sobelendiğim de sana vursunlar istemiyorum hiç.. bırakın duvarımı beni ebeleyin..hak etmeyene vurmayın demek istiyorum artık..
sobe-llemeyin!


duyuyorum seni anlıyorum en iyi çözümdür en sağlam bir hayat için konuşmamak hissetmemek.hep var olmak ama arada unutulacak kadar yokta olmak.sende beni anlıyor musun bilmiyorum ama en azından anlamıyor da değilsin ya.o yüzden senden yana bir eminlik söz konusu o nedenle güveniyorum ben sana bir sana bir Allaha duvarlığım boyunca....

19 Ocak 2010 Salı

mağrada ki ilkELL kız..

daha acemiyim şimdi başlarda daha profesyonELL iken daha takmıyorum ayrıntıyı şimdi önceden daha çok takarken daha özensizim şimdi önceden daha özenli düzenli iken..siz görmeyeli değiştim gülse birsel kadar ciddi okan bayülgen kadar çok ciddi oldum ben.bu sitedeki mağrama saklandım ben...yalnızlığımda çıkan sesin yankısında ki benliğime güvenmek için geldim buraya ben..şimdi bu mağaraya bende bir ELİFçe birşeyler kazıyorum elfçelerden sora..benim lisanım çözülmesi yıllar alacak..bu mağarada bir gün eski tarih gibi yaşlanıp kalacak.kimse keşvetmeyecek köşelerde mağramı..ama ben gibilerin evi olacak gizlenip oda evsizken burada ısınacak..

tülBEN..T

başörtüyü bana soranlara anlatacağım onlara göre anadoluda bacılarımızın başörtüsü naifti bizim kentte nesilde ise siyasi amac yüklemesine maruz bırakıldı.ama bir düşününce terleyince tarlada terini silmeye yarayan çeşmede çıkartıp su arındırma materyali gibi çeşmeye bağlanan yoğurtların üzerine mayalansın die muhafaza örtüsü namına işe yarayan o ulvii başörtü benim zor anlarda kurtarıcım olsada ona baştacı gibi davranırdım..ona bir iğne deliği bile layık görmedim göz nuru niteeliğince oyalanırdı kenarı tülbentin..tül.BEN.t..ne demek bir düşün benliğine bir tül geçir bariz bariz ortalarda mütevazilikten uzak salınmasın..bendine hakim ol demiyor mu şekil olarak ortaya çıkmış manasında?

hamakta TAHTALI KÖY

Tahtadan ev yaptım hayallerimi içine çaktım.şimdi o evin içindeyim her adımımda öyle sesler ki hep gıcırtı.üzüm salkımları balkona ulaşmış.zor olmuyor ağaca çıkmyıorum bu yaşlı halimle anca balkondan uzanıp ektiğimi yiyebiliyorum.sinekler sarmış benle çürümüş kimi üzümümü.örümcekler balkondaki yıllardır silemediğim aşınmış tahtalarımı kaplamış .bir odam hep kapalı.gelmeyen uzak diyardakinin tozlanmış malı orada saklı .bir alt kata bakıorum tahtalar arasından ayağımın dibinde bir boşluk, oradan ahırı kolluyorum bu eski alışkanlık,lakin ahır boş.inek besliycek taakatta kalmamış. bir saman kokusu sadece dünden kalan aşina olunan evimi saran.toprağımdayım ve bir tahtada ağaçla yaşlanmaya alışığım onunla toprakta yatmakta bu nedenle bana zor olmayacak.soğuk betonda yaşlanmış nasıl sevsin şimdi o mezarı.

BEN MERKEZCİ İLE BEN HERKESÇİ


-Kimsin sen?
-benim ben ..
-niye sen?
-çünkü senin için en mühim ben.en farklı ben. en güçlü ben. en düşünceli ben.en gururlu ben.en inat ben.en zeki ben.en masum ben.en dürüst ben.en kollayıcı ben.en yol gösterici ben. tabi bu benim görüşüm .
-peki ya sen? yol göstericisin ve yanımdasın ama neden bana samimi gelmiyorsun ki sen? neden beni sevmiyorsun ki sen?neden bana güven miyorsun?neden benle konuş muyorsun?neden beni dinle miyorsun ki sen? neden bana bakmıyorsun ki sen?ne düşünüyorsun benim hakkımda?sence ben bencil miyim?bence sen bencilsinde.
-sen dağınıksın sen toparlanamazsın ahmaksın ukalasın yaa sen?
- Ya böyle mi düşünüyorsun benim hakkımda yani sen?çok üzüldüm..peki sen nasılsın ki?
-ben mi? ben mükemmelim tabiki bana toz konmaz.sen kendine bak demedi deme..bence sen artık beni kale al.
-kendinle kafayı bozmuşsun sen başkalarının düşüncesi önemlidir benim için.ben doğruları her zaman göremem insanlar daha ii görür belki vardır bi bildikleri haklısın ben toparlanamam
-ha şunu bileydin
-ama bana ümitsizlikten başka bişey katmadın ki sen
-gerçekler acıdı, kaldır.
- sende bunu demedi deme bunu herkes der sende en çok kendini önemseme
-senin deyip dememen önemli değil ki benim için.anlamıyorsun sen halbuki anlatabiliyorum ben.başkalarının düşünceleri önemli değil herkes bana hiç kimsedir.seninkide hiçbişey mesela ama bazen benimki önemli sana bunu unutma.
-Niye böyle düşünüyorsun üzülüyorum?
-İşte bu ya sen başkalarının düşüncesini bu kadar önemsersen iki cümlede bir üzülen olursun kırılan olursun.ben bilirim işimi üzmüyorum kimseyi üzülmüyorumda kimseye çeki düzen ver diye söylüyorum işte benden söylemesi kırılma hassas olma kimseyi takma git.ama ben çağırınca gel.kimseye her dediğine doğru deme ama bana itimat et.
-Senden zaten hep söylemesi..söylemesi geçmesi bunca şeyden sora gelde alınma.
-Aman naparsan yap ben gidip aynaya bakacam..:)


Ve Not;(başkalarının düşünceleri önemli değil derken karşıdakine kendimizin de onun gözünde bir başkası olduğunu söyleyemiyoruz değil mi o başkası biz olunca beklentimiz doğuyor.birisi bir şey söylüyor kulak kesiliyoruz söylediği şeye inanıyoruz hayatı zindan ediyoruz kendimize.herkesçi olmakta bizi yıpratıyor.ya sen karşıya bişey söylesen seni kale almayacak kadar dünyasına kapılmış gidiyor.o nedenle aynaya bakmak kimine çare olmuyor.ne kendini önemse ne herkesi önemse ..ikiside çok kötü dengele terazini (:Pbenden söylemesi.)
şimdi ben söyledim ya beni haklı buldun ben sen dışında biriyim sanırım bunu uygulamak lazım diyorsan başkalarının düşüncesini önemseyen birisin benden söylemesi dedim ya ben ben bişey anlattım ya okundum ya sanırım ben dedimse doğrudur bende bencil biriyim 
ELFayda.

çilçilçileçileçilekçiçeği


önsözü mü kaldı ön sezi yokken.

Yıpratma onu o bir karlı dağın zirvesine can ıraş çıkılıp kardelen bulup koparma eziyetiydi sana bir zamanlar.kokladın tmm hergün kokladın kokusu azaldığında fırlatıp attın mı şimdi kim için dağlara çıkacak koparacaksın yine hani özeldi o bir diğeri geldiğinde yine özel kalacak mıydı sana.herşeyin şimdi sıradan..,kitap arasında sakladın mı yoksa unutuldu mu orada tekrar yıllar sora bir yerlerde rastgele bulup hatırlandığında kanattı mı burnunun direğini sinmiş eski kokusuyla.bak kararmış sararmış o bembeyaz beniz.bir kitap arasında veciz kelamların arasında kalmış bir Einstein kitabı her gelen hayatı anlatmış ona ve anlamış hayatı erken solmuş dirensede kelamlar arasında

İki BENimin arası..


Ben derim ki; rayına oturmuş dönüyor dünya parmağının ucundaki tırnağının dibinde biriken kir gibi uzun bi tamlama hayat.. Fukara kurdu kemiriyor hala yok-sulu,kimisinde su bile ‘yok-susuz’ o sıfatın aslı onlarda.... su içemiyor ya bol bol yılanlarda geliyor bide onlara dokunuyor.bunca varsızlıkla neye dayansın ki hala arsızlara mı?
desDDursuz lisanların insanları gibi yağlı boyayla dış cephe kaplaması olmuş halimiz onun bunun övgüleriyle kusursuz görünümdeyiz.bende o yılanlar hadar koca hazmedilmicek sanılan yumurtaları yutuyorum..bari bu kareye bende gülümseyeyim belki yazıda dikkat çekip tekkkleniriz.(tag).taglik alın yazım her hayat karesinde nasılsa teklik koymuyorda tagmelenmek koyuyor karnıma bir acı. ya bari yüzüm ak çıkamasada dişlerim beyaz çıksın çekerken şu 4 duvar karede,haber vermeyin aman çok çektim ztn ben şimdi sizin çekmelerinizi de çekemem...
öyle bir hayat KIRO-kisi-ki sağdan git soldan dön sağa sap yukarı çık aşşa in sora hayrolsun ki bu satırlara düş .amaçsız sonuçsuz fallara koparılmış papatya yaprağı bul sapınıda falına say belki mutlu olursun elif der gibi gidişat belli kadar belli değil yapılmaya çalışılır.flamenko bilmeden o dansa soyunduğum hala ben yaparım gazlarım gizlilerimde.. yalnız bendime neysede şak şak’larda arızalarım var kimseye bravo diyemez çenem var..
şimdi sende editör olacağım ok..ama ben bu yalaka olamayan halimle nereye varırım ki..dön dolaş ben olur anca yine ilk kelimemden son kelimeme ne değişti baksana başladıksada şimdi nokta kondu önceki kelime yine yine Ben.

otonbüs duo

9üD nin üst katına çıkan insanlık şaşkın sanki görürsün lamburginiye binmişler.herkeste bir sevinç ibaresi üst kat çalışkanların katı dizini kırıp yukarı basamak çıkma gönüllülerinin.o nedenle kilo veriniz namına spor yapan bütün şişmanlar üst katta..birde yaşlı amca çıkıyor bir çocuklu bayan yer verince adam heyecanlanıyor bir küçük temennide bulunuyor herkese ortaya geçip hadi hepinize hayırlı cumalar hepimize hayırlı yolculuklar sonumuz hayrolsun fln filan ulvi cümlelerle lan üsküdardan ümraniyyeye son yolculuğum galiba adam ak sakallıda çıktı doğrudur moğrudur haddi birr yolculuk duası okiim..

Genç kızlardan biri bir yakışıklı görür..aa bu neee yaa ağzımı toplayamıom yaa poslu boynu ensiz dikine gelen endama baka kalır vee iki gözünü ovuşturup ay kız ovuşturunca hangi gözüm çift görüodu ikimiziede bi tane olsun diee kardeşini dürter.sora duş urda kavşak var dönerken ay pardıon die üstüne düşecem der.nitekim plan işe yaramaz aniden düşecekken yer verirler..hıı çok makbule geçti der..az ileriye giden şahsiyete kardeşi aynı politikayı uygular planın getirisi tmmdır ama diğeri üzgünce derki.işte yazar olmak böle kötü bişe sen yazarsın onlar oynar..

Bir türlü otobüsten inmeyen adam sarhoş..ve in kardeşim cümlesine ama bende akbil var..akbilim var yaa aylık fln yani yıllık asırlık ya şarap gibi yaa..
Şuunu uzatırmısın die diğer yolcuya verilen Paraların ardından Neresi kardeşim surat beş karış neresiyse neresi fıss sen mi ödüon sen mi alıon parayıda tamam olup olmadını sorguluon der gibi bir bakış..

gibi gelde gülme şu şöförcağızın eziyetli vaziyetine..
..hey allahım otobüs gezilerimin insanları çok olsunda makaleler tükenmesin derim.sanırım bu temennimin her daim olacak belirtileri otobüslerimizin hınchınç insan kalabalıklığının tükenme olasılığına şimdiden galip geldi

nebullaa


4 duvar 2 kişilikli 1 benle birliktelikte.birde gözlerimi bir gün sakınmadığım tavan ayaklarımı bastığım kimi zaman çiğnediğim bana sabreden bir yer var gözlerimi kapasamda şaşmaz yakınımda.yerin dibinde hissettiğim zamanlarda kendimi en yakınımdır.

makaly


Makale yaz içinde birilerinin atamayacağı gollere kaleler yaz..kaale al birilerini ama çokta kalem mürekkebi harcanmasın onlara.kalanlara yaz..kalan anlarına yaz..kalayla birilerini alayla..kolay değil mi yaşam yalanla.insanlık bal ayında bu markayla hangi yüz yıla kadar yayında.bunlar hep var olacaksa o zaman bizde her devir bi ezeli queeniz..

mahson


bir mahzuna yalan söyleyişti...
sen maskELLY

kırlarda kırotları yiyen kırolar


Taksim meydanındaki kırosal azmanlar aynı isminden uyarlanmış kitap kaidelerine harfiyen uyarlar. Peki o kitabı imzalayanın klişeleride;değerli dostlar diye kibar başlar mı?ben gibi kıroteistler yine seccade kanalında yarabbi ne zaman bunlardan kurtuluş yayınında yakarışda?benimde yayın kapanışım trt ile son bulur sora yayın kepenkini kim açar.yarısı kepek şampuanıyla yıkanmış jale mi?bunlara karşı tepkisiz tesbih fobisi edinmişleride görünce göz seğirmesi dedim önce çitiledim yuvalarımı sora yine baktım aynılar bu olay maalesef göz seğirmeMersi.otobüsteki rahatsızlık veren kıroya bile ses çıkaramayan sabırsal sukunetli kendinden programlı duyarsızlık ateşeleri türkiyede başka yerde görülmedi..taksim bir iki bir iki meydanında biralarıyla kalitesiz turistlerle kargaşadalar.uykusuz kalmaya değer şeyler var o gece görülmesi bitmeyen.ama tahminden öte kaynaşıp ortamda bulunmayı tercih kılmadığım deneyin hayalsel labrotuvar yoksunluğunada şükürsel boyutlu yazısı. sende bir gün yazar olursun dedirtir her cümle kaleme alsan noktası gelmez paragrafı bitmez o vesile bu raporun. Belki taksimde taksim taksim temizkopat halinle bi roketatar atsan bile elinde patlar ket vurmaz magandanın protez görünümlü 3 bıçaklı jiletsel darbelerine..çaylak kız looking for love but şi is siing enyzing risın for the beyaz atlets.kar beyazı omo otomat sponsorluğunu kullanmıştı gözleri bu beyazlıktan kör etmişti..
Venüshan derin konuya dair yüzeysel yorum yapanlar gibi beni kınayabilir ama diyor ki her kimseye güzellik vermiştirde kıymetini kim bileee ..katalitik radyan soba kadar demode olmuyor bu kırosal içgidülerden dışgüdümleri güdemeyen dirayetsizler.tedahülden kalkamıyor 6 sıfırı geçmiş bol sıfırlılar.mortal kombat fatalitysi gibi kuantum fiziğinden icad edilmiş bir bomba ile finişhim denebilirmi ki bir gün askari akıl seviyesinin altına düşmeden zararına yaş hamakta yaş ahmaklarla yaşayan hale gelmeden..icatçılardaki ani yanan ampüllerle son çözüm ölümlümleylüm ne zamana kanunuyla resmi gazetede yayınlanır.
İndexin gözde başlığı kıro yaşadık amma para bizde oldu.aşğğhhhta bizdedir. 21.yüzyıl romantizmi msnden çiçek almakmış Çingeneler daha oraya el atmamış.facebookta taglenmekmiş tagmelenmekmiş.hey gidi üstü bunları ören bayan örtüleri ile örtülmüş şiddet görüntüleri.msjdaki mujukmuş gerizekalı sevgilinin bilgisayar teknolojisi ile bütünleşen duygularının arapsaçı otomasyonu. atmasyondan türetilmiş misyon yüklenmemiş emülsiyon kadar heterojen emilmemiş hazmedilmemiş sevgi zavallılarına can çekiştirme cümleleri harfin h-r-f-si kullanılır ses seda yokki his nası olsun hecende.two towersa inen öldürücü iki uçak darbesi süresi gibi serpilen titreşim dalgaları beynindeki hezeyanın başlangıç bitim noktalarını abuklaştırıp çarkından çığırına çığır atlatan.önce kremayı sora bisküvisini yemek kadar zevk alamazsın sanal kıro müdavimlerinin yüzeysel sarı kafa sırıtışlarından msninden aksarsın tıksırırsın domuz gribi kaparsın.koltukta uyuyanlar ve çorabı banyoya çıkaramayanlar şiki şiki baba şarkısıyla şabana ilham kaynağı kokan torba kadar esanslanmışlarınız web came riybenruybenoyben daha bu markadan nerelere gidem markalı güneş gözlüklü resimlerine bıçakla değil çiçekle geldik yalanları gibi yaklaşımla ..dene ki sizi bir gün sevebilme ihtimali mi htimalsiz kalsa bile büyük yalan..

sesi olmadan çok daha fazla ses getirenler


Bugünlerde bu kavramı düşünüyorum asıl başarı budur diye.gittikçe insan seslerine kıl oluyorum çünkü insanların çevremde özellikle genç kızların ciyak ciyak bağırmasıyla başladı bu insan sesi fobim.benden başka herkes sukunetsiz bol kahkahalı insanı çok seviyor..gittikçe sessizliğe gömülüyorum ama ben mesela filmleri herkesin son sesle izlemesinin aksine tam anlamıyla köküne kadar sessiz alt yazı ile izliyorum..korku filmlerini izlerken sağır olsaydık demek ki o saçma salak ani efektlerle bizi korkutamayacakları için korkabileceğimiz zekalı bir içerik sunamayacaklardı duygusal filmlerdeki güzel müziklerle etkileyemeceği için ağlatamayacaktı.. Charlie Caplin hayranı olmam doğuştan geliyordu..her bebek çarli kadar başarılıydı aslında.hadi size komiklik yapıyım diye ortaya atlayan bir küçük çocuk kendini yere atıp gülmemizi bekleyecekti..işte ben bu duruma gülüyorum boşver diyalog olmasın..kara mizahın doğumu bu bebeklerin espiri anlayışı ile gelişmiş anlaşılan.hangi türk çocuğu yere düşerde canı yandığı zaman ağlamaz..tabiki birini güldürmek için kendi kendini paraladığında canı yanınca çaktırmayışı ile direnç politikasını ilk defa bi arada götürüverir..korkular seslerde değil mutluluklarda seste var olamaz..korkular karanlıkta değil korkular çok büyük bir ışık hüzmesindede olabilir.görmeseydik eğer karanlığı yine karanlık görüyor olacaktık.karanlık dünyadan korkarken gözümüzü kapadığımızda o aslında körken normal dünyamız olacaktı birgün tesadüfen ışık gördüğünde korkacaktın asıl dünya gözünde bi anda değişecekti çünkü.insanların insanlara duygu tasvirleri sunması için daha fazla geriye doğru çalışmaları gerektiğine inanıyorum bi animasyona giden yol asla gerçek dünyaya varmayacaksa bizi gerçek manada ne gerecek nede korkutacak.

ben o nedenle sessizce izledim ses getirmeden çokca ses getireni ve farkını.

sukunE.T.te.

Yazıyorum çünkü...

Yazıyorum çünkü...
yazmak önceden zevkti..
eski zevkimi arıyorum..

belkim ileride çocuklara torunlara verilecek favori isimlerim


OSMANLICA
Bahşende; bağışlayan kız
Berem;kumara dahil olmayan ortak
Ceda;bol yağmur ortak
Enda; yüce ala kız
Mahza;yalnız tek sade halis tam ortak
Reyye;çokluk fazlalık kesret kız

FARSÇA
agâh;bilgili açık göz
sitare;yıldız

munteha;en son mertebe,nihayi son(erkek ismi)

ve araştırdığım bazı isimler

Mahre
Abdulsamet-abdussamed abdsız kullanılmaz.hiçbir şeye muhtaç olmayan, herşey kendisine muhtaç olan" demektir. Ve bu sıfat allah(c. C) sıfatıdır tek kullanılması çok yanlıştır. Bu sebepten ismimi değiştirecem abdüs samet olacak inşallah samed’in kulu manası olacak
Timurhan
Edibali
Yekta
Dilruba
Paye
Bengisu
Yazgül
Ataullah
Hüma
Müleyke
zümra ecrin
(erkek) baran veya elyesa
kayra-allahtan gelen hediye
eymen nisa
uzay
eflin ( cennete düşün ilk yağmur tanesi)
aslı minel
bukenur
ay yüce
bumin
asrın
nuh
lokman
aybüke; ay ışığı,ay gibi parlak,ay yüzlü,ay benizli,akıllı zeki.(rüyada çıkan) peygamber efendimizin torununun adidir aya benziyen güzel kiz

kutay
dağhan
adal barkın
yiğit efe
ikra
mirza eymen (eymen manası bereketli,sağ tarafta olan,hayırlı demek.)(mirza eski türk soylarında prens anlamına gelen soyluluk şanı)mirza basara
meyra
beril
ayris mersa
ayris(yakamoz)
eslem en sağlam en selametli
benhür
enes
zümra güzel ii ahlaklı
ecrin-allahın hediyesi
begüm zümra
yadenil asya almila sahra selis
(erkek) eymen bera
çınar
gökçen efsun feyza
TUĞRa
Yağmur
elyesa arapça kökenli-yürekli demek.
musab mus'ab zor
ammar yasir
Yusuf Mir Emin
ebrar
Türker Sadi
AFFAN: Kendini kötülüklerden uzak tutan

AGAH: Bilgili / Bilen / Haberli / Uyanık
AKAD: Soyluluk, Onurlu bir kişiliğe sahip olmak
AKİL: Akıllı , Rüştünü kanıtlama konumuna gelmiş , yaptıklarının farkında
ARAS: Sahip çıkılan buluntu, Doğu anadoluda bir ırmağın adı
ATABEK: Şehzade eğitmeni - Devlet yetkilisi

BAHİR: Deniz-Belli, açık-Işıklı,parlak
BARAN: Yağmur mevsimi
BALA: Küçük çocuk, Yavru, Korunması gereken
BAYEZİT/BEYAZIT: Birçok Osmanlı şehzadesinin ortakadı.

BEDRETTİN: Ayın ondördü gibi ışık saçan, temiz ve yüce

BEHLÜL: Hayır sahibi - Daima gülen
BİLGE: Derin bilgi sahibi
BUĞRAHAN
CUMA: Müslümanlar için haftanın kutsal günü

ÇAĞAN: Bayram, şenlik, mutlu gün

ÇAĞIN: Yıldırım, şimşek
ÇAĞRI: Davet
ÇELEBİ: Efendi, görgülü, terbiyeli
EDİP: Edepli terbiyeli / Edebiyatla ilgilenenkişi
EDİZ: Değerli yüksek
ERŞAT: Doğru yolu bulan
ERTEM: Erdem / Fazilet

FEZA: Gökyüzü, uzay
GANİ: Zengin, cömert, bol çok, elindekiyle yetinen
HALDUN: Kalp, yürek / Yüreklilik
HANEFİ: Tanrı'nın birliğine iman eden
HATEM/ HATEMİ: Sonuncu en son olan
İSTEMİ/HAN: Göktürklerin ünlü hakanı
JERFİ: Derinlik
KAHRAMAN: Savaşta yiğitlik gösteren, cesur

KEREMŞAH: Asil, soylu şah, hükümdar
KEYHAN: Dünya
KUTAN: Dua
MALİK: Sahip, efendi
MAZHAR: Birşeyin göründüğü ortaya çıktığı yer
MENDERES: Ege bölgesinde bir ırmak adı
MİRKELAM: Güzel, nazik konuşan
MİRZA: Hükümdar soyundan gelen

MÜNİR: Aydınlatan, ışık veren
MÜŞFİK: Acıyan, şefkat gösteren

MÜŞTAK: Özleyen, göreceği gelen
NASUH: Öğüt veren - Temiz

NESİM: Hoşa giden hafif rüzgar
NUH: Eski metinlerde rahat anlamında / Bir peygamber adı

OLCAYTO: Bahtı açık, talihli
ONAT: İyi, güzel, düzgün, namuslu

ÖGEDAY: Çok akıllı
ÖMER: Dirlik, canlılık yaşam gücü

ÖZTÜRK: Soyu Türk olan
PAMİR: Herşeye gücü yeten
PAŞA: Bir askeri ünvan / ağabey, erkek kardeş
PEYAMİ: Haberle ilgili, haber veren
RÜÇHAN: Orta Asya'da Tanrı dağı,bir Türk boyu
SADUN: Yıldız bilimine göre, uğurlu olan
SEHA: Eli açık, cömert

SEYİT: Efendi, bey
ŞEHZADE: Hükümdar oğlu
TAYLAN: Uzun boylu

TEVFİK: Allah'ın yardımı, uygunlaştırma,başarı

ULAŞ: Çok övülmüş,methedilmiş
ULAÇ: Cennette ölümsüzlüğe kavuşan
ULVİ: Yüce, yüksek
UZAY: Sonsuz boşluk

UZER: Kahraman,cesur,savaşçı
VAHDET: Bir ve tek olma
YAĞIZ: Esmer - Doru - Yiğit

YALIN: Sade, çıplak, katışıksız
YEKTA: Tek, eşsiz
ZAHİR: Parlak yıldız
ZEYNEL: Zenelabidin'in kısaltılmışı

bayan
ALARA: Al + ara. Al=Kırmızı, ara=bezeyen, süsleyen , Kırmızı süs anlamında bir tamlama

AYBEN: Ay gibi. Ayın kendisi

BALCA: Bal damlası, bal gibi
BARAN: Yağmur
BEGÜM: Saygıdeğer kadın, hanımefendi - Hint prenseslerine verilen san

BEHİCE: Şen güleryüzlü
BENAN: Parmakla gösterilecek kadar güzel

BENGÜ: Sonu olmayan, ebedi

BENGİSU: İnsana ölmezlik verdiğine inanılan su / Abıhayat

BİHTER: En iyi
CELİLE: Büyük, ulu
DEFNE: Yaprakları güzel kokulu, yaz kış yeşil olan bir ağaç türü

DEREN: Derleyen, toplayan
DİLAN: Gönül dostu, gönüldaş
DİLRUBA: Gönül kapan, herkesi kendine bağlayan

ENİSE: Sevimli / Dost / Cana yakın arkadaş

EZRA: Sözü, konuşması düzgün

FERZAN: Bilim
FEZA: Uzay, evrenin genişliği
FEYMAN: Ahlaki olgunluk

GÜLDEREN: Gül toplayan

GÜLİSTAN: Gül bahçesi
GÜLSELİ: Gül seli

HAYRÜNİSSA: Kadınların hayırlısı

HÜRREM: Sevinçli, hoş vakit geçiren

İCLAL: Azamet, büyüklük, ağırlama, ikram
İMGE: Zihinde tasarlanan /düş hayal gibi gerçekleşmesi özlenen şey

LALEHAN: Lalelerin sultanı

MUNİSE: Sıcak kanlı, sevimli
NAFİA: Bir yeri güzelleştirmek için yapılan çalışmalar
NAZENDE: Nazlanan - Sevgili
NESLİŞAH: Şah soyundan gelen
NİSA: Kadın

REVAN: Su gibi akan - Ruh, can

RÜYET: Görme.Kalp gözüyle görme
SANİA: Sanat eseri yaratan - Yapan , oluşturan
SÜHANDAN: Güzel konuşan
ŞENİZ: Mutlu, sevindiren iz, hatıra

TAÇNUR: Mutluluk
TAHİRE: Gündoğusundan esen rüzgar

TALİA: Güzel, şirin
TARA: Sahur zamanı doğan kız çocuğuna verilen ad

UMAY: Üzerinden geçtiği kişilere mutluluk getirdiğine inanılan kuş, Devlet kuşu

ÜLFER: Irmak, büyük su
ZENNAN: Kadınlar
ZİŞAN: Şanlı, ünlü, çok tanınmış
ebrar anlamı hayır ve takva sahibi

vakti zamanında ben bir platonikken


Yıllarca seni aramak o son bırakıpta gittiğin yerde,bağıramamak kalbimce bana son kez bağırdığın yerde,sevdiğin şeylerde aramak seni ama tek arayamamak olduğunu bildiğim yerde.son konuştuğun yerde son bakışı endişesine kitlenipte sond kelamını ve sesini hatırlamamak gibi silik ama taptaze kendinle kendince doldurulup binlerce kez yaşanmış bir hikayenin sahnesi...

beni görsen yine nefretkar bakışlarını salacaksın gözümün çeperine ama bilsen ne takıntı olmuştu o buz bakışların bile yıllarca umutsuzluğa bulanmış sönük yürek oldum ben.mutlusundur şimdi buz bakışlarınla sönük yüreğimi dondururken..şimdi arkadaşlık namına bile bir duygu yakamaz olmuşum şu yıllarca beklenmiş gelişine.mumun bittiği vakitte gelmişsin.. çoktaan aydınlıktan karanlığa anti-terfiyi etmişim bile..

ve hissetme değilde anlama yıllarıma girmişti yeni yaşım şimdi..Belkide bu yüzden dalıp gitmişim yüzüne yüzsüzdün çünkü.yada ardındakilere dönüp bakmamışsın hiç,hiç göremememişim o yüzünü hep gittiğin için.belkide o yüzden dalmışım gözlerine gözlerin yok kadar güzeldi çünkü.görmezdin hiç gör diye gördüm..belkide o yüzden dalmışım dudaklarına dilin yutuktu kelimeler sessizliğinde buruklu karmaşanla güzeldi.belkide o yüzden dalmışım böylesine düşüncelerede düşüncelerinde..evet belkide dediğin gibi düşüncesizdim ben sadece o yüzden..

GLOBAL DELL

deli gibi temizlik yaptım geberiyorum.. bu ev bana çok büyük çookk.ama hala daraltıyo..bıktım dert bitmio temizlesende bitmez bu dertler yine kapkaranlık pislik içinde karşına dizilir ikinci gün’temizle beni’diye gözüne içine bakar tüm pislikler,çabalarsın çabalarsın çıkmaz kirler...sevmiyorum bayramları bu hayatta kurbanlık koyun kadar bayram yaşamıyorsam sev-mi-yo-rum.....iki yüzlü insanlar arasında kaldım.bir günlük sözünüde yerine getiremeyen naamertler arasında kaldım..asabiyetime çok neden var çook.hiçbişeyim olamayan herbişeyi olduğumu söleyenler arasında kaldım.bide alınganlar çıkar şimdi piyasaya en gıcığıda o olmaz mı zaten.laf kakarlar sora gelen lafı kaldıramazlar.günlerce 5 karış suratla gezerler illa ‘ne oldu sana?’ denmesini beklerler.sordun mu da intihar edecektir senin bir sözünden neredeyse ama bir senin sözün bulunmaz bin türlü karamsar nedeninde hayata..bin dertli o kesilir.sora ona üzülürüz beraberce oturup nedense.özür dilemek zorunda hissetmeye başlarsın kendini ama hiçte içinden gelmez çünkü hatalı sen değilsin çok fazla kırılan kimse hatalıdır bilirsin.hiçbirinize kırılmıyorum yıllardır..ama kırılmamaya çalışmaktanda bıktım.aslında umrumda değil artık kırgınlıklarınız.kırılın,dökülün,savrulun.çünkü hepiniz eminim ki arkamda kalsanızda yine benden önce yırtarsınız.

Süklüm Püklüm bağı

Bu ara içime öle kapandım ki içimde dışımda zaten kapanıktı,kapanık ortama nasıl kapandığıma şaşırdım hangi aman veren delik ihtiva edebilmiş ki bir yerlerime yinede girebilmişim diyebildim amiyane falan filan takmadım hiç yazarken s.kt.r ettim her şeyi ama yinede iki harfi küçük noktalarla sansürleyebilmişim yine de boşverememişin yazık be elif dedim elifin e sini küçük yazdım çoğu ayrılacak imlayı ayırmadım..küfredenlere bugün kızmadım,sismik hanzo dedektörümü bugün kapadım. bugünün gelen fake profil isteklerine dil uzatmadım falan yutmuş gibi yaptım onları,ne ekşi sözlükten beslenmek istedim seruma koy dedim relax takılma endişesinle yazılmış tüm tanımları, nede edebiyatın bayatlarına saldırdım bu ara. ilginç bi dünyaymış böle dedim.sessiz oturaraktan özre bile köse-r kimseleri sallayaraktan hayatımdan .bileklerim falan ağrıdı balkondan sirKELAMyuss işlemlerinde selamsızları ...şimdi el bile sallamadım düşenlerin ardından kaybolana kadar sadece baktım trabzondaki trabzandan.. Bu ara gel diyen çok gitme diyen çok hatırla diyen çok unutma diyen çok . hatırlatma dürtüğü sempozyumu içeren en görkemli fasulyete toplantılarına bile gecikiyorum bu ara.üstüm başımda,başım altımda çıkıyoruma afedersiniz toplum hamillerine.öle bir ihtimamsız serkeşliği göze seriyorum kırıntı olmasın diye kiminin kalbine bazı bazı yani.sora üstüne basıp gırgırla gırgırlamadan ezen çoook,günah falan olur diyorum bariz kocaman günahtan sakınmazken,küçümen günaha titriyor gibi yanlarında oluyorum öle böle mükemmel-SİZlikle mükemmele yakın olurum diye sizle yanlarına gidiyorum yubarnah masa toplantılarının.süpürüntü vaziyette ayaklarımı sürüyorum saçımı süpürge edemesemde birilerine,yeni çizme tavanlarıma bu sene kendim için kastım var kıyabiliyorum.orda burada iki adımda bir oturuyorum yada daha beteri oturarak yürüyorum..emeklemekse zormuş iki de el çalıştırmak falan gerekecekmiş ona.. omzum fena ağrıyor yüksüz yüklülükten,yüzsüz yüzlüler gibi. ‘bana ne,bana ne!’ diye hiçbir inat sebebiyle yukarı çıkıp inemiyor sanırsın omzun ayağı varmışta ayağını kırmış. Zavallı omzumzum!zum! yakın çekime iniyorum şimdi.ne var orada..sağlıksız beslenme..bir öğün yiyorum .. pilavla bile ekmek yerken evvelceden şimdi ekmeksiz gün geçirebiliyorum.ama ikisi de insanları şaşırtabiliyormuş.. ikide üçte dörtte beşte Allah hangi saati verdiyse falan kalkıyorum uyku düzeni bozukluğu diyorlar buna çok bilimsel görüşlüler lakin bozuk paranın kumbarasıda çok ses getirebiliyor.bozuk denen şeyde yeni bi iyi bi icat aslında da bilmiyorlar.onların kıymetini en çok bilen tamirciler olsa gerek.. eski hazırlıktaki İngilizce kompozisyonumu okuyorum yüzüm kızarıyor I get up early falan demişiz bir günde neler neler yapıyormuşuz işte o günler yüzümü kızartıyor anladığının aksine niye yorulmuşum ki aferim şimdiki günümde hiçbirşey yapmadığını anlatan bu HOMEPOZİSYONuma.çünkü yaşam böle bi pozisyondan ibaretmiş asıl com.positionda ..ben beşte kalkınca hava yine yatmak için kararmış oluyor.seviniyorum yarım sevinç yine yatma uyuma sebebi gelmiş diye kendimi kandırarahtan bağde süzmeyede üşenerekten yorganı çekerenkten mahmure..renkten renkten solmuştum bugünlerde diyerenkten..aynaya bakmak işkence gibi kışın dimi?yazın severdim birazcık o yansıyan yanlışları..yaz mevsimini aynada izlemekten severdim kendimden gayrı..yazın güneş gözüme aynadan yansıdığında gözüm en azından kör olurdu çünkü kırmızı tondaki realist kanlı dünya gibi görmeye başlardı..biraz sora ise beyaz olacak yine yerler ve ben üşeneceğim yürürken ayak sürümeden adım atmaya çalışmak zorunda kalıcam kardan izi yapmaktan sevinen insanları izlicem kara ilk ayak basan insan ünvanına sevinen aya çıkmış ilk insanların sevincinin çakması görüntüler. al sana epi topu kartopu oyununa 12 rahamını alnıma yazan silahşörler hedefi en çok kışın üzerimde isabet ettirebiliyorlar beni yere yıkan topu bu sene altına çevireceğim ...... yeni bir 2010 geldiğinde ardaşık şekilde mutlulukları ikiye katlamayı unutmasın rakamıyla hava atıyorsa diyorum..ya mutsuzluğu katlarsa ayvayı yemeye de artık üşeniyorum diyorum.aralık ayı annemin vefat ayı diye yeni gelen senelerdende pek bişey isteyemez oluyorum herkes bu ayda ümitle ocağa bakmak için kuşanırken..no-EL baba..olmayan elinle bana boş çıkan hediye paketlerini kucaklada getir ..çünkü ben yeni paketleride açmaya artık üşeniyorum...aklıma d-ÜŞENENsi bişeyler getirde yazılanlarımda bunca kelamdan sora manalarını bulmaya artık üşenmesin.. bana çalışkan gözlerinle bakıpta kendini kandırma ordaki şimdi sen üşenme gribi hepimizde yaygın bir hastalık değil mi? elfinsongs. tarih: k-aralık oy-yedi..

Balon Ağaçlarım


Çürüyecek meyvalı ağaçlar değil.yaprağını bi açıp bi solduranlar yerlere dökenler değil benim ağaçlar..
upuzun kolları ile şehrin ortasında bir evin önünde hızla büyüyüp camı balkonu kıstıran ağaç değil..hep yeşil ve kahverengi değil ağaçlarım..her yaprağı aynı ve benzer renk değil.
suyla büyümez ateşle yanmaz kül olmaz.güneşle beslenmez rüzgarla savrulmaz.baltayla devrilmez bıçakla gövdesine kalpli harfler kabul etmez piknikte gölge olmaz önünde oturana..hışırtı sesleri çıkarmaz huşuu vermezz şimşekleri çekmez yağmurlarda..erezyonları önlemez..çöl olmayı engellemez..

balon ağaçlarım patlamaz balonlar yetiştirir..yere çalmaz yetiştirdiği herşeyi gökyüzüne salar..çocuklar patlatamadıkları balonlara sevinmez..onlar ne zaman patlayacaklar diye gökyüzüne bakar.kötülük oradadır..çocuğun içindeki yetiştirende.özgürlüğü anlamaz ipini tutmak ister balonun..yetiştiririm sebepsiz ve amaçsız kimseye faydası olmayan değişik ağaçlarımı fayda vermeyince hiç zararda görmezdi bu denli..ulaşılmaz kılmalıydı kendini,yardım sever olmamalıydı bu kadar işte o zaman bu kadar hiç kadar kalmazdı....

serv.E.T.i servermez

18 Ocak 2010 Pazartesi

Araba gidiyor bir ekşın var.

bu aralar anılarımı elaleme anlatmak maksatlı değil bazı garip anılar gözümün önünde olup hafızam da daha yeni kalsın diye kabataslak yazdırıyor kendini..

halamın dört çocuğu vardı misafirliğe gitmiştik o zamanlar 3 kardeş 4 kuzen üç dört tanede veli bir küçük golf arabaya mucize ile sığıvermiştik.yokuşta bir yerdi ziyaret edilecek ev.ailelerimiz içeri girmişlerdi bizde beş dakka diye dışarıda arabada kalmayı daha bi eğlenceli durum sanmıştık..ben içlerinde en küçüktüm..halamın oğulları biraz fazla haylazlardı o zamanlar.ben en küçüğüm yola fırlamayayım diye iki yanımıda annemler kitlemişti abimler içeri geçmişlerdi hala kızı hepimizden büyük direksiyon koltuğunda radyo değiştiriyordu kapısı açık bir bacağı dışarıda duruyordu...bütün arabayı kurcalıyorlardı halamın çocukları arka koltuktaki bana gülerek oyunlar yapıyorlardı vede hiç bilmediğim o vitesle oynuyorlardı ve birden o bayırdan araba kaymaya başladı halamın kızı hemen diğer bacağınıda atıp kurtulmuştu arabadan zeyd ve emrullah şaşkınlardı fakat biri kapıdan diğeride yarıya kadar açık camından atlamıştı arabada tek başıma hızla bir bayırdan aşşağıya elektrik direğine doğru kayıyordum sağdaki kapıya dayandım kilitli idi soldakine dayandım kilitli idi o anda arabanın koltuklarının gıcırtısı hala beynimde korkmuyordum yinede ön tarafa geçip sonunda bende kapıdan atlamıştım arabada son anda aynı filimlerdeki gibi gidip direğe toslamış göçmüştü..nitekim yuvarlanarak bir bagaj kapısına düştüm oradanda hemen kalkmak istedim kapı açılıp oradan araba geleceğini hayal ettim sanki kurtuldumda şimdiden burada tehlikedeymişim gibi.bir fbı polisi gibi bir adrenalin yaşamıştım..nitekim heyecanlıda değildim gayet sakin ardıma doğru yürüyordum bütün ailem yanıma koşuyordu kireç gibiydi hepsi kekeliyorlardı ben iyiyim dedikçe ağzıma su tıkıyorlardı.ağlaya ağlaya sarılıyorlardı nitekim..güvenliğim için kapıları kitlediniz ama herzamanda güvenlik böyle olmuyormuş demekki dedim..ve bende araba fobisi oluşturdu bu durum yıllar sora lise ikide servis arabamızda bu tür benzer bi olayla daha karşılaştım.arabada üç kişi idik en önde iki kardeş en arkada ben alınacak 4.öğrenciyi bekliyorduk bi sabah yokuşta serviscimizde beklerken sıkılıp biraz inip yürüyüp sigara içiyorduki yokuştan kaymaya başladık öndeki kızlar ciyak ciyak bağrışırken ben dalga geçebiliyordum servisciye seslenip uğğuurr abi biz gidiyoruz deyip el sallayıp gülerken adam telaşla koşup arabayı durdurmuştu..öndeki kızlar nefes nefese iki saat olayı anlatmaktan usanmamışlardı bana dönüp sen nası bu kadar rahatsın ya dediler biraz bu işlerde kıdemli idim diye anlatasım bile gelmedi..ama tabi bu etkende o anda korkmasamda daha sora arabalarda yalnız kalma fobimi arttırdı diyebilirim..

ilkler..(SEVGİLİ Y.Y.) VE HOYRAT D.

şimdi bi nostaljik kapıdan bakakaldım..geçmişte insanın mutlulukları olur ya korku filimlerinde uzaktan bakarsın çocukluğuna..o misal.ilkokul bir de iki de benim seven bir çocukceğiz vardı ben de pek severdim keratayı kankam misali.. lakin bense küçükken pek bi ot kafalı oluyordu insan bana en çok buğuz edeni seviyordum.cins cins aşşağılamaya kalkıp benle uğraşanı çok yakışıklı buğuz eden çocuk..belkim oda beni seviyordu da ondan bana böyle hoyrattı..ilkokulun o vakitlerinde sınıf başkanı idik nitekim sınıfın gözde örencisiydim lakin birgün beni o okuldan aldılar ve başka bir okula naklettiler böylecene de bütün mutluluklarımı güvenimi ilk dakikadan bu hayatta alıp beni yarım bıraktılar .benim ardımdan hoyrat yakışıklı sevdamın anneside annemi arayıp onuda benim okuluma aldırmıştı ama onla da ayrı sınıflara düşmüştük.yeni okula ve sınıfa asla ayak uyduramadım.yani herkese uzak kalmıştım hiç bi aşka kavuşamamak gibi.eski okuluma ziyarete gittiğim bir gün sınıfım çok heyecanlıydı kapıyı açtığım gibi hepsi ayrı telden aa elif benim yanıma otur a hayır elif benim yanıma otur diyip beni çekiştiriyorlardı kolumdan o zamanda insanları idareyi biliyordum ki bir ders boyunca herkesi memnun edecek kadar sıra değiştirdiğimi hatırlıyorum..okuma dersiydi misafirim diye bana okutmuştu yazıyı sevgili hocam..içimden ulan gezmeye geldik gene bize düştü kendini kanıtlamak falan geçiyordu aslında..sora zil çalmıştı tenefüste o benim kankam başka sıradan koşup elimden tutup kantine koşturmuştu bana bir kola ve bir simit ısmarlamıştı.nitekim kantinde o zamanlar başka bişede satılmazdı o günün koparatif kolu oydu..çok mutluydu.bir sürü öğrenci fışkırıyordu camdan kapıdan ama o herkese durun bee öncelik burası diyebiliyordu.beni baş köşeye oturtuyordu.çok ilgili çok romantik.nitekim teneffüs zili çaldı ben aldığı hiçbişeyi bitiremedim ama o aldığı için mahcuptumda ben bunları bitiremicem demem üzerine ben bitiririm demişti gülümseyerek o anı bekler gibi atlayarak ve çok mutluydu kolamı fondipleyen kişi o olduğu için.bugünde istenecek bir platonik bir özveri idi koruma ve kollama bana hırçın davranan o diğer çocuğa bile ölesine bir azimle beni savunurdu ki.o yaşlarda dimdik bi yürek varmış yanımda da farketmemişim.sadece sevildiğimi çok şiddetli sezmişim.yıllar geçti sora bir yerlerde karşılaştık.aynı ifade yüzünden yansıyordu yıllar sora da değişmemişti o bana bakıyordu ben ona yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmezken şimdi günlerce karşılaşıp konuşmuyorduk..o baktı ben baktım ben baktım o baktı derken uzak kaldığımız ve bizi uzaklaştıran günlere lanetler okudum..ama kimse kendini aşamadı ve bir adım yaklaşamadı..sora yine uzun zamanlar girdi araya geçen günse nişanlandığını duydum..çok mutlu ol isterim..anılarımın sevdaların başlangıcı olduğun için sen benim unutulmaz kıymetli ve gizli saklı bir ilkimdin ve içinde ayrı kalmaktan başka acı barındırmadığın için çok temizdin..(SEVGİLİ Y.Y.)ve yakışıklı hoyrat(D)ye gelince ilkokulu bitirince ben ihlye giderken onun annesi yine annemi arayıp okullar hakkında bilgi alıp bizim yaptığımızı yapmıştı ama o kartala düşmüştü bense kadıköye nitekim yıllar sora bi kaç kere tanıdıklar vasıtası ile onunlada karşılaşmıştım.ihlde tutunamayıp lise değiştirmiş ve lisenin gözdesi olmuş..hala yakışıklı idi geeçen günde annesini gördüm bir markette konuştuk yıllar sora uluslar arası ilişkiler okuyormuşsun.zaten azimli biri idin.ama ilişkiler konusunda umarım yumuşamışsındır.(sevgili hoyrat D)ilk platonik olduğum:P

Blog List

Denemelere kısa yol

Foto imzalarım

kontrol amiri

tura

logos